27 Ocak 2014 Pazartesi

Tablet almanın püf noktaları


Tab­let pi­ya­sa­sı­nın önem­li oyun­cu­la­rın­dan Ez­co­ol, son za­man­lar­da hız­la yay­gın­la­şan ucuz tab­let fur­ya­sı hak­kın­da tü­ke­ti­ci­le­ri uya­rı­yor.

Ma­du­ri­yet­le­rin önü­ne geç­mek için özel­lik­le sa­tış son­ra­sı des­tek ve ga­ran­ti kap­sa­mı­nın öne­mi­ne dik­kat çe­ken şir­ket, tab­let sa­tın alır­ken şu hu­sus­la­ra da vur­gu ya­pı­yor:

1) Ne çok ucuz olsun ne de çok pahalı

Çok ucuz tab­let­ten çe­kin­mek ge­re­ki­yor. 99 TL gi­bi fi­yat­tan sa­tı­lan 7 inç­lik bir tab­le­tin mal­ze­me ka­li­te­si­nin iyi ol­du­ğu dü­şü­nü­le­mez. Bu tek­nik açı­dan im­kan­sız­dır. Bel­lek­le­rin ve iş­lem­ci­nin ma­li­ye­ti bel­li­dir. Do­la­yı­sıy­la 10” tab­le­te bin TL üzerinde ücret ödenmemeli

2) Artırılabilir hafıza şart

Dü­şük da­hi­li ha­fı­za­lar bir yer­den son­ra ye­ter­li gel­me­me­ye baş­lar. Ye­ni bir oyun ya da film yük­le­ye­bil­mek için es­ki­si­ni sil­mek ge­re­kir. Art­ı­rı­la­bi­lir de­po­la­ma ol­ma­dı­ğı sü­re­ce, da­hi­li ha­fı­za her za­man ye­ter­siz ge­le­cek­tir.

3) Çözünürlüğü yeterli olmalı

Akıl­lı te­le­fon ve tab­let pa­za­rın­da özel­lik­le son 1 yıl içe­ri­sin­de hız­la ge­li­şen tek­no­lo­ji­ler­den bir ta­ne­si de ek­ran çö­zü­nür­lü­ğü ol­du. Ar­tık bü­yük tab­let­ler için en azın­dan Full HD (1080p), mi­ni tab­let­ler için HD (720p) çö­zü­nür­lük stan­dart ha­le gel­di. An­cak gü­nü­müz­de hâ­lâ da­ha dü­şük çö­zü­nür­lü­ğe sa­hip ol­ma­sı­na rağ­men sa­tı­şa su­nu­lan bir­çok tab­let var.

4) Tek çekirdekliler artık rafa kalktı

Gün­cel­len ya­zı­lım­lar ve di­ğer do­na­nım bi­le­şen­le­ri yü­zün­den tek çe­kir­de­kli iş­lem­ci­ler, kul­la­nı­cı­la­rı ya­rı yol­da bı­ra­kı­yor­. Bunun için en az çift çe­kir­dek­li iş­lem­ci­ye sa­hip tab­let kul­lan­mak ge­re­ke­cek­tir.

6 bin dolarlık canavar

Japon elektronik devi Panasonic’in 20 inç­lik 4K çö­zü­nür­lük­lü ye­ni tab­le­ti To­ugh­Pa­d’­in özel­lik­le­ri bel­li ol­du. In­tel Co­re i5 iş­lem­ci­si ve Nvi­di­a Ge­For­ce 745 M gra­fik kar­tı bu­lu­nan ci­haz, Win­dows 8.1 iş­le­tim sis­te­miy­le bir­lik­te sa­tı­la­cak. Ci­haz­da 256 GB SSD, 8 GB RAM ve 2 GB VRAM bu­lu­nu­yor. Blu­eto­oth 4.0, USB 3.0, SDXC kart des­te­ği­ne sa­hip ci­ha­zın pi­li ise yo­ğun ça­lış­ma­da an­cak 2 sa­at da­ya­na­bi­li­yor. Ci­ha­zın ABD fi­ya­tı 6 bin do­lar.

TEKNOLOJİ DÜNYASI - MURAT GÜLDEREN - BUGÜN GAZETESİ

Midye Yemek Ya da Yememek

Geçenlerde bir kanalda izlemiştim ha pil yemişsin ha midye diyordu ropörtaj yapan spiker biraz araştırdım karşımıza aşağıdaki gibi bir tablo çıktı siz iyisimi midye yemeden önce çok iyi düşünün bunu ben yani bir midye sever söylüyor!...


Midye yürüyüşü

Midyeler çok ilginç yaratıklar, omurgasızlar familyasının en orijinal yaratıklarından birisi.
Fotoğrafta harekete geçmiş bir midye görüyorsunuz. Kabuklarının arasından çıkardığı ve basit bir sinir sistemiyle yönetilen sümüksü doku aslında bir çeşit kas. Hareket etmek gereksinimi hissettiğinde kabuklarını hafifçe aralayarak bu dokuyu dışarıya çıkarıyor ve çok yavaş ama emin adımlarla ilerliyor.
Metabolizması sade ve basit; ancak iç organları pekçok hayvan gibi gelişmiş. İki kabuğun arasında basit de olsa birer mide, kalp, böbrek, karaciğer ve sinir sistemi bulunuyor. Bununla birlikte vücut kütlesinin çoğunu bağırsaklar ve sümüksü doku oluşturuyor. Yine içerisinde yer alan solungaçları ile sudaki oksijeni kullanıyor. Kabukların sivri ucunda iki ağız bulunuyor. Bunlardan uçları kılımsı tüylerle kaplı olandan suyu emiyor ve bu su vücudu içerisinde dolaşırken kendisi için yararlı olacak organik ve inorganik maddeleri süzerek bünyesine katıyor. Besinleri arasında canlı mükroorganizmalar olduğu gibi demir, civa, nitrat, bakır, azot gibi inorganik maddeler de bulunuyor. Bu küçük canlı inorganik maddeleri de kullanarak enerji elde ediyor. Bu yönüyle midyeler akvaryumlarda biolojik filtre olarak kullanılıyor. Bir akvaryum sistemi için en radikal yıkıcı unsurlar olan nitrat, fosfat ve amonyak gibi maddeleri fitre ediyor. Temizlediği suyu ise diğer delikten çıkarıyor, tertemiz yaparak..



Yine bu özellikleri nedeniyle doğadan çıkarılan midyelerin yapılarında da ağır ve zararlı maddeler bol miktarda bulunuyor. Sudan süzdüğü zararlı maddeler midyenin bünyesinde birikiyor ama kendisine bir zarar vermiyor; ancak siz midyeyi çeşitli şekillerde yiyerek bu maddeleri vücudunuza alıyorsunuz, yapmayın etmeyin

Yumurtanın sarısını ayırmak

Sıradan bir su şişesiyle yumurtanın sarısını ayırmanın pratik yolu.

BEYNİ GELİŞTİREN 10 ROMAN

Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek, hem hayal dünyasını zenginleştiriyor, hem de sosyal bağları güçlendiriyor. 

İŞTE O ROMANLAR:
- Johann von Goethe / Genç Werther’in Çektikleri (1787)
- Jane Austen / Aşk ve Gurur (1813)
- Nathaniel Hawthorne / Kırmızı Leke 1850
- Gustave Flaubert / Madam Bovary (1856)
- George Eliot / Middlemarch (1870)
- Leo Tolstoy / Anna Karenina (1877)
- Virginia Woolf / Bayan Dalloway (1925)
- Toni Morrison / Sevgili (1987)
- J.M. Coetzee / Utanç (1999)
- Muhsin Hamid / Gönülsüz Köktendinci (2007)

Kredi alırken en sık yapılan 5 hata

Kredi alırken en sık yapılan 5 hata

Karşılaştırma sitesi Enuygun.com, kredi almaya hazırlananları bu konuda en sık yapılan 5 hata konusunda uyardı. Buna göre kredi alırken yeterince araştırma yapmamak ve toplam kredi maliyetini hesaplayamamak gibi hatalar ilk sıralarda yer alıyor.
Enuygun.com tüketicilere sunduğu karşılaştırma hizmetleriyle zaman ve paradan tasarruf edilmesine yardımcı oluyor. Enuygun.com Baş Analisti Betül Sungurlu, siteyi ziyaret eden 500.000’den fazla kişinin kendileri için en uygun krediyi değerlendirdiğini, yaptıkları incelemeler neticesinde de kredi alırken bazı hataların çok sık yapıldığının ortaya çıktığını belirtti. Sungurlu, kredi alırken en sık yapılan 5 hatayı şu şekilde sıraladı:
  1. Kendi bankasına sadık kalmak
    Yalnızca kredi değil, her türlü finansal ürün ihtiyacında bankasına sadık kalmayı tercih edenler, hatta bankasına tutkuyla bağlı olanların sayısı hiç de az değil. Sadakat eşsiz bir duygu olsa da finansal kararlarda matematiksel düşünmek de önemli. Örneğin, Enuygun.com verilerine göre 5 bin TL ve 24 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinde bankalar arası fiyat karşılaştırması yaparak en uygun krediyi veren bankayı seçen tüketicinin kazancı 1.000 TL’yi aşıyor.
  2. Yeterince araştırma yapmamak
    Bankaların yeni müşteri edinmek için anlaşma yaptığı kurumlar arasında inşaat şirketleri ve otomobil bayileri de yer alıyor. Markalı bir konut için herhangi bir inşaat şirketine ya da otomobil almak için bayiye giden tüketici, sadece anlaşma yapılan bankanın ya da bu firmaların kendi tüketici finansman ürünü olan kredi seçenekleri arasından seçim yapıyor. Oysa bugün Türkiye’de 15’in üzerinde banka sayısız kredi seçenekleri ile kıyasıya rekabet halinde. Bu seçenekleri internet üzerinde karşılaştırarak kolaylıkla kişiye en uygun kredi bulunabilir.
  3. Toplam maliyeti hesaplayamamak
    Kredi karşılaştırması yapılırken düşülen en büyük hatalardan biri de sadece faiz oranına odaklanmak. Oysa kredinin masrafları, vergileri, hatta sigortaları da maliyeti etkiliyor. Aynı bankanın bile standart kredi, masrafsız kredi, indirimli kredi gibi seçenekleri bulunuyor. Tüm kredi seçeneklerini sadece faiz oranı ile karşılaştırmak, elma ve armutları karşılaştırmaktır ve en avantajlı krediyi belirlemek için yeterli değildir. Cebinizden çıkan toplam tutarı görmeniz, kredileri karşılaştırmanız için daha doğru bir yöntemdir.
  4. İhtiyaca yönelik en avantajlı krediyi belirleyememek 
    Otomobil almak için tek seçeneğin taşıt kredisi, konut almak için konut kredisi olduğunu düşünmek. Oysa bankalar ihtiyaç kredilerini de 50 bin TL’ye kadar ve 60 aya varan vade seçenekleri ile tüketicilere sunuyor. Eğer alınması düşünülen kredi tutarı bu limitler dahilinde ise kefil, otomobil rehni, konut ipoteği ve ekstra sigorta maliyeti getirmeyen ihtiyaç kredisi de seçenekler arasında değerlendirilebilir. Toplam maliyet üzerinden çapraz karşılaştırma yaparak en avantajlı kredi türü seçilebilir.
  5. Kısa vadeli düşünüp kredi skorunu düşürmek
    Sıklıkla yapılan hatalardan biri de, kredi geri ödemesinin ilk birkaç ayının hesaplanması, kalan ayların ise şansa bırakılması oluyor. Oysa tüm kredi planlamalarında vade boyunca ödeme kabiliyetinin önceden hesap edilmesi, bütçede kredi taksitlerine yer açılması gerekiyor. Zira tüketicinin taksit ödemelerinde yaşadığı sorunlar bankası ile arasında sır olarak kalmıyor. Tüm bankalar kredi müşteri bilgilerini birbirleri ile paylaştığından ileride tüketicinin bir daha hiçbir bankadan kredi çekememesine kadar varabilecek sonuçlara yol açabiliyor.

Gribe antibiyotik gerekmez



Gribe antibiyotik gerekmez


Grip çok yaygın. Hastaların çoğu da gereksiz yere antibiyotik yutuyor. Bu nedenle ikinci bir grip yazısı gerekli diye düşündüm. İşte o yazı...


Bu yıl her yıl olduğundan daha çabuk bulaşan bir griple karşı karşıyayız. “Salgın” durumu filan söz konusu değil ama bu yılın grip virüsünün klasik grip virüsünden daha hızlı bir bulaşıcılık potansiyeli taşıdığı ve daha ciddi rahatsızlıklara yol açtığı kesin. Bu virüs (H3N2) de ortalama iki-üç günlük bir “kuluçka dönemi” sonrasında bizi hasta edip halsizlik, yorgunluk, ateş, öksürük ve kas güçsüzlüğü gibi belirtilere yol açıyor.
Gribe yakalanınca yapılacak en doğru şeyse yine aynı: Bir-iki gün sıkı bir istirahata çekilmek! İstirahat, vücuda kendini derleyip toparlaması, bağışıklık sistemine virüs enfeksiyonu ile daha iyi mücadele etmesi fırsatı veriyor. Eğer süreci biraz daha hızlandırmak istiyorsanız bağışıklık hücrelerini ve onların üretecekleri bağışıklık silahlarının imalatını biraz artırmak için de bir şeyler yapmanızda fayda var. Bunun için de bazı bitkisel özlerden istifade etmeniz mümkün. Bana göre en etkin bitkisel bağışıklık destekleri sambucus (Elderberry) ve pellorgonium sidoidas özleridir.
Eğer bağışıklık gücünüzü biraz daha yükseltmek istiyorsanız ek olarak N-Acetil Cystein tabletlerinden faydalanmanız da mümkündür. N-Asetil sisteini özellikle aksırığınız, öksürüğünüz, öksürünce göğsünüzde şiddetli sancı ve yanma hissi, balgam tükürme ve benzeri şikâyetleriniz varsa tavsiye ederim. Üç-dört gün günde 1-2 gram C vitamini ve 1 ampul D vitamini desteğinden faydalanmak da mümkün.

ZATÜRREE OLUR MUYUM?

Grip bir virüs hastalığı olduğu için antibiyotik kullanmanın hiçbir faydası yok. Ayrıca “grip daha sonra zatürreeye çevirebilir” diye korkup koruyucu antibiyotik içmenin de herhangi bir koruma sağlamadığı kesin. Gribi olan biri ancak son derece ciddi bağışıklık zayıflığının bulunduğu durumlarda koruyucu olarak antibiyotik kullanabilir, ki bu durumlar da son derece sınırlı hallerdir. Bu nedenle “göğsüme inebilir, akciğer iltihaplanmasına çevirebilir, zatürree olabilirim” gibi endişelerle doktorunuza sormadan antibiyotik yutmayın.

BİTKİ ÇAYLARI İÇELİM AMA

Griple karşılaştığınızda bitkisel çayları da itfaiye gibi (yani yangını hemen söndürecek düşüncesiyle) kullanmayı düşünmeyin. Bir grip atağının ne kuşburnu, ne zencefil ne de adaçayı veya ıhlamurla tedavisi mümkündür. Grip süresince bitkisel çaylardan faydalanabilirsiniz ama bu çayların faydasını da fazla abartmamak, onları ilaç gibi kullanmaya başlamamak lazımdır.
Antiviral ilaçlara gelince...
Bu konuda da yanlış davrandığımızı söyleyebilirim. Hiçbir antiviral ilaç önceden sağlıklı olan bir kişide grip tedavisi için gerekli değildir. Antiviral ilaçları genel durumu zaten bozuk, önceden zaten ciddi hastalığı, organ yetmezliği, bağışıklık problemi olan kişilerde kullanmak gerekir ki bu özel durumlara da sadece doktorların karar vermesi lazımdır.

BAŞKA NE YAPMALI?

Eğer gripseniz istirahat edin. Bedeninizi susuz bırakmayın. Beslenmenizi ihmal etmeyin. Ellerinizi daha sık ve dikkatle yıkayın. Ağız burun temizliğinize dikkat edin. Kalabalık bir işyerinde çalışıyorsanız gripliyken işe gitmeyip dinlenin. El sıkmamaya, öpüşmemeye özen gösterin.
Çocuklarınızda gribal belirtiler varsa mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanıyla konuşun. Okuldaki arkadaşlarına bulaştırmaması için iyileşene kadar evde istirahat etmesini sağlayın. Çünkü özellikle okullar ve yuvalarda hasta çocuklar okula gitmeye de devam ettikleri için virüs hızla yayılıyor, daha da kötüsü “pinpon topu” gibi o çocuktan diğerine ve bir süre sonra da yeniden o hasta çocuğu zıplayıp duruyor.
Grip mevsimi süresince özellikle C vitamini sebze ve meyvelerden daha bol ve sık faydalanmanın da bir yolunu bulun. Bedeninizi aç, susuz bırakmayın. Beslenmenize özen gösterin. Mümkünse proteinden zengin bir beslenme planı -et, balık, tavuk, yoğurt, peynir- uygulayın. Çorba tercihlerinizi de “tavuk suyuna çorba” lehine kullanın.

NETİCE...


Bir kez daha tekrarlamakta fayda var; grip sorununun çözümünde antibiyotik kullanmak bağışıklık sisteminizi daha da zayıflatmaktan başka bir işe yaramaz. Çünkü yuttuğunuz her antibiyotik hapı bağırsaklarınızdaki faydalı mikroorganizmaların milyonlarcasını ortadan kaldırıyor, “probiyotik bakteriler” olarak bildiğimiz bu bakteriler azaldıkça da bağışıklık sistemi güç kaybediyor.

Bağışıklık takviyelerinin karnesi

Bağışıklık sistemini güçlendirdiği söylenen vitamin takviyelerine not verdik. Hangileri daha başarılı, hangileri orta halli öğrenciler arasında? Gelin beraber keşfedelim.

Sambucus özleri: Bu bitkisel desteğin bağışıklık sistemini olumlu yönde etkilediğini gösteren çalışmalar var. Notu: 10 üzerinden 8
Umklaoba: Güney Afrika kökenli bir bitkiden elde edilen bu özlerin bağışıklık sistemini olumlu etkilediğini gösteren çalışmalar var. Notu: 10 üzerinden 8
Omega-3 yağları: Özellikle DHA’nın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini düşündüren güçlü kanıtlar var. Ben de sık sık faydalanıyorum. Notu: 10 üzerinden 9
D vitamini: Kullanabileceğiniz en etkin bağışıklık desteklerinden biri. Kapsülleri ve ampulleri var. Notu: 10 üzerinden 10
C vitamini: Bana göre, bağışıklık sisteminiz güçlü olsun diye her gün C vitamini yutmanın pek gereği yok. Sadece hasta olduğunuz dönemlerde üç-beş günlük C vitamini kürleri yapmanız yeterli olabilir. Notu: 10 üzerinden 7
Çinko: Çinko değerleri düşük olduğunda bağışıklık sisteminin de zayıfladığı yolunda birçok araştırma var. Fakat kandaki çinko seviyesinin vücudun gerçek çinko rezervlerini yansıtmayabileceği de biliniyor. Bu yüzden, “Gribim, nezleyim, çinko içeyim de geçsin,” diye düşünmek de, çinko fakiri olmak da yanlış. Notu: 10 üzerinden 8
Betaglukan: Ülkemizde çok satılan bağışıklık desteklerinden biri olsa da hakkında kesinliği kanıtlanmış bir bilgi yok. Yani işe yarayıp yaramadığı net değil. Notu: 10 üzerinden 4
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...