Kendi kendine sansür uyguluyor
Microsoft'un arama motoru Bing, yasaklara uyum sağlamakla kalmayıp, kendi yasaklarını yarattı.
Microsoft'un Google'a rakip olarak çıkardığı Bing, Orta Doğudan gelen aramalara hiçbir baskı olmadan kendi kendine sansür uygulamaya başladı.
Microsoft'un arama motoru Bing, yasaklara uyum sağlamakla kalmayıp, kendi yasaklarını yarattı.
Orta Doğu ülkelerinde yapılan aramalarda çıplaklık, erotizm ve cinsellik çağrışımı yapan her öğe engelleniyor.
Bing bunu, hükümetlerin isteği ile değil kendi inisiyatifi doğrultusunda gerçekleştiriyor.
9 Mart 2010 Salı
8 Mart 2010 Pazartesi
YENİ BİR AHİT
YENİ BİR AHİT
Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
Ve yer şekilsiz ve boştu ve derinliklerin yüzünde karanlık hüküm sürüyordu. Ve Şeytan, "Eh, bundan iyisi can sağlığı." dedi.
Ve Tanrı, "Işık olsun" dedi ve ışık oldu. Ve Tanrı, "Yeryüzü çimenler çıkarsın, otlar tohum versin ve meyve ağacı meyve versin" dedi ve Tanrı bunların güzel olduğunu gördü. Ve Şeytan, "Eyvah, çevre elden gidiyor." dedi.
Ve Tanrı, "İnsan'ı kendi suretimizde, bize benzer yaratalım ve o denizdeki balıklara, havadaki kuşlara ve yerdeki hayvanlara ve dünya üzerindeki her şeye ve yerde sürünen her sürüngene hâkim olsun" dedi. Ve böylece Tanrı İnsan'ı kendi suretinde yarattı; erkek ve kadın olarak onları O yarattı.
Ve Tanrı, Erkek ve Kadın'a baktı ve onların zayıf ve formda olduklarını gördü.
Ve Şeytan, "Hah, ben bu oyuna tekrar nasıl dahil olabileceğimi biliyorum" dedi.
Ve Tanrı dünyayı brokoli ve karnabahar ve ıspanak ve her cins yeşil ve sarı sebzeyle donattı ki Erkek ve Kadın uzun ve sağlıklı ömür sürsünler.
Ve Şeytan McHonald'ı yarattı. Ve McHonald bir buçuk milyona iki katlı çizburgeri çıkardı. Ve Şeytan Erkek'e, "Bununla patates kızartması da ister misin?" dedi. Ve Erkek, "Büyük boy olsun" dedi. Ve Erkek 3 kilo aldı.
Ve Tanrı sağlıklı yoğurdu yarattı, ta ki erkeğin o kadar güzel bulduğu kadın, vücudunun biçimini korusun. Ve Şeytan çukulatayı getirdi. Ve kadın 3 kilo aldı.
Ve Tanrı, "Çıtır çıtır taze salatamın tadına bir bakın" dedi.
Ve Şeytan Dond-gida'yı yarattı. Ve kadın 5 kilo aldı.
Ve Tanrı dedi ki, "Sizlere kalbinizin sağlığı için sebzeler gönderdim ve onları pişirmeniz için zeytin yağı."
Ve Şeytan derin tavada kızartılmış bifteği getirdi. Biftek o kadar çoktu ki kendine özel bir tabakla yenebiliyordu. Ve Erkek 5 kilo aldı ve kolestrolü ta arşa yükseldi.
Ve Tanrı spor ayakkabıları getirdi ve Erkek aldığı fazla kiloları vereceğine and içti.
Ve şeytan kablolu televizyonu ve uzaktan kumandayı getirdi, ta ki Erkek programdan programa geçerken enerji sarf etmesin.
Ve Erkek bir on kilo daha aldı.
Ve Tanrı, "Bahsi yükseltiyorsun Şeytan" dedi. Ve Tanrı patatesi getirdi. Bu doğal olarak besinle dolup taşan ve yağsız bir sebzeydi. Ve Şeytan sağlıklı kabuğu soydu, nişastalı merkezi kıymık kıymık kesti ve derin yağda kızarttı.
Ve Erkek uzaktan kumandasına sarıldı ve patates cipslerini yedi ve kolesterol içinde yüzdü.
Ve Şeytan bunu gördü ve "Güzel oldu" dedi. Ve Erkek kalp krizi geçirdi. Ve Tanrı içini çekti ve dörtlü baypas ameliyatını yarattı. Ve Şeytan Erkek'in sağlık sigortasını iptal etti.
Ve Tanrı Kadın'a tavuğun derisini nasıl çıkartacağını ve besleyici tam kepekli kahverengi pirinci nasıl pişireceğini gösterdi.
Ve Şeytan light birayı yarattı ki Erkek vücudunu alkolle zehirlerken ve bu sefer tatsız tuzsuz içkiden aynı keyfi almak için iki misli içerek doğru bir iş yaptığını sansın. Ve Erkek 5 kilo daha aldı.
Ve Tanrı hayat veren soyayı yarattı.
Ve Kadın cheese cake ve çikolata diyarına sefere çıktı ve döndüğünde Erkeğe sordu, "Şişman görünüyor muyum?"
Ve Şeytan, "Her zaman doğruyu söyle" dedi. Ve Erkek doğruyu söyledi.
Ve Kadın erkeğin huzurundan ayrıldı ve boşanma avukatının diyarına gitti.
ÇUVALI ASLA UNUTMAYIN..
ÇUVALI ASLA UNUTMAYIN...
Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt, adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar.
'Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak
nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler.
Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder.
Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar. Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü 'görmedim' der ve avcılar uzaklaşır.
Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.
'Çok teşekkür ederim' der kurt, 'Bana büyük bir iyilik yaptın'
'Önemli değil' der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye başlar.
'Bir dakika' diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum,
çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve
burada senden başka yiyecek bir şey yok.'
Köylü şaşırır:
'Olur mu, ben senin hayatını kurtardım.'
'Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey
yoktur' der kurt.
'Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım.
' Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.
Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar.
' Ne vefası ' der kısrak, 'Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda beni böylece kapıya koydu...
'Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar.
'Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim' der köpek, '
Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur...'
Kurt köylüye döner, 'İşte gördün' der. Köylü de son bir çabayla
'Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye' diye cevap verir.
Bu kez karşılarına bir tilki çıkar.
Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar.
Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir.
'Her şeyi anladım da' der tilki
'Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?
'Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar:
'Gözümle görmeden inanmam...
'İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez,
tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar.
Köylü eline bir taş alır ve 'Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık' diyerek torbanın içindeki kurdu bir süre pataklar.
Sonra tilkiye döner
'Sana minnettarım beni bu kurttan kurtardın' der. Tilki de 'Benim için bir zevkti' diye cevap verir. O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür.
Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:
'Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş...'
Derleyenin CAN DÜNDAR olduğu söyleniyor.
Not: Vefa duygusunu tüketen "millet" olamaz.
Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt, adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar.
'Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak
nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler.
Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder.
Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar. Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü 'görmedim' der ve avcılar uzaklaşır.
Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.
'Çok teşekkür ederim' der kurt, 'Bana büyük bir iyilik yaptın'
'Önemli değil' der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye başlar.
'Bir dakika' diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum,
çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve
burada senden başka yiyecek bir şey yok.'
Köylü şaşırır:
'Olur mu, ben senin hayatını kurtardım.'
'Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey
yoktur' der kurt.
'Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım.
' Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.
Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar.
' Ne vefası ' der kısrak, 'Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda beni böylece kapıya koydu...
'Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar.
'Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim' der köpek, '
Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur...'
Kurt köylüye döner, 'İşte gördün' der. Köylü de son bir çabayla
'Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye' diye cevap verir.
Bu kez karşılarına bir tilki çıkar.
Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar.
Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir.
'Her şeyi anladım da' der tilki
'Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?
'Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar:
'Gözümle görmeden inanmam...
'İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez,
tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar.
Köylü eline bir taş alır ve 'Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık' diyerek torbanın içindeki kurdu bir süre pataklar.
Sonra tilkiye döner
'Sana minnettarım beni bu kurttan kurtardın' der. Tilki de 'Benim için bir zevkti' diye cevap verir. O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür.
Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:
'Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş...'
Derleyenin CAN DÜNDAR olduğu söyleniyor.
Not: Vefa duygusunu tüketen "millet" olamaz.
Etiketler:
avcı,
büyüklere masallar,
kurt
7 Mart 2010 Pazar
GÖRSEYDİM
GÖRSEYDİM
Belki de inanırdın sende günün birinde,
Kalbimi söke söke ellerine verseydim.
Yeri göğü var eden sebebler zincirinde,
Aşktan yana ne varsa yüreğine serseydim.
Günlerine yıl oldum, yıllarına asırdım
Hiç yazmadığın şiir, çözemediğin sırdım
Ayağının altından ırmaklar akıtırdım,
Bir parça kadir kıymet bilişini görseydim....
Kuruttuğun dudaklar kınar avuçlarını
Devasıydın, çok gördün pınar avuçlarını
Çözülünce güneşi söndüren saçlarını,
Bir de yanan bağrıma salışını görseydim
Aşk, deli gömleğiyle sana akıl vermekmiş
Aşk, yolda beni değil, hep seni yürümekmiş
Yanaklarında yanmak, gamzende erimekmiş,
Yüzüme bir defacık gülüşünü görseydim.
Varlığında varoldum, varın yoktanda olsa
İnsafına terkettim,canı haktanda olsa.
Gerçeği neme gerek, yalancıktanda olsa,
Bir günde şu gönlümü alışını görseydim.
Bir bilsen çiçek yüzlüm,bir bilsen bu dert niçin
Ayağına taş değse kanardım için için
Ölsem, öldüğüme de yanardım senin için,
Ardımda boynu bükük kalışını görseydim.
O aşk ki, ne öldürür ne sensiz yere salar
Üstüme zemzem diye gözyaşını atsalar,
Mezarımın üstünü cam ile kapatsalar,
Kokunu duymasamda, gelişini görseydim.
Bayram MECİT
Belki de inanırdın sende günün birinde,
Kalbimi söke söke ellerine verseydim.
Yeri göğü var eden sebebler zincirinde,
Aşktan yana ne varsa yüreğine serseydim.
Günlerine yıl oldum, yıllarına asırdım
Hiç yazmadığın şiir, çözemediğin sırdım
Ayağının altından ırmaklar akıtırdım,
Bir parça kadir kıymet bilişini görseydim....
Kuruttuğun dudaklar kınar avuçlarını
Devasıydın, çok gördün pınar avuçlarını
Çözülünce güneşi söndüren saçlarını,
Bir de yanan bağrıma salışını görseydim
Aşk, deli gömleğiyle sana akıl vermekmiş
Aşk, yolda beni değil, hep seni yürümekmiş
Yanaklarında yanmak, gamzende erimekmiş,
Yüzüme bir defacık gülüşünü görseydim.
Varlığında varoldum, varın yoktanda olsa
İnsafına terkettim,canı haktanda olsa.
Gerçeği neme gerek, yalancıktanda olsa,
Bir günde şu gönlümü alışını görseydim.
Bir bilsen çiçek yüzlüm,bir bilsen bu dert niçin
Ayağına taş değse kanardım için için
Ölsem, öldüğüme de yanardım senin için,
Ardımda boynu bükük kalışını görseydim.
O aşk ki, ne öldürür ne sensiz yere salar
Üstüme zemzem diye gözyaşını atsalar,
Mezarımın üstünü cam ile kapatsalar,
Kokunu duymasamda, gelişini görseydim.
Bayram MECİT
İŞ TELEFONU
İŞ TELEFONU
Ev telefonu hayli yüksek gelince, ev halkı toplanmış
Baba : 'Yahu bu korkunç bir fatura. Ben bu telefonu asla kullanmıyorum,
hep çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum. '
Anne : 'Aynen ben de... Akşama kadar çalıştığım bankada elimin altında
telefon. Ne yapayım bunu.'
Oğlan : 'Vallahi ben de Şirketimin bana verdiği cep telefonu ile bütün
görüşmelerimi yapıyorum.'
Kız : 'E benim de Şirket hattım var. Ev telefonunu hiç kullanmam ki..'
Herkes aniden evdeki hizmetçiye döner ve cevap arar gözle bakarlar...
Hizmetçi : 'Eee... Problem ne o zaman? Sanırım hepimiz iş telefonlarını
kullanıyoruz. .
Ev telefonu hayli yüksek gelince, ev halkı toplanmış
Baba : 'Yahu bu korkunç bir fatura. Ben bu telefonu asla kullanmıyorum,
hep çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum. '
Anne : 'Aynen ben de... Akşama kadar çalıştığım bankada elimin altında
telefon. Ne yapayım bunu.'
Oğlan : 'Vallahi ben de Şirketimin bana verdiği cep telefonu ile bütün
görüşmelerimi yapıyorum.'
Kız : 'E benim de Şirket hattım var. Ev telefonunu hiç kullanmam ki..'
Herkes aniden evdeki hizmetçiye döner ve cevap arar gözle bakarlar...
Hizmetçi : 'Eee... Problem ne o zaman? Sanırım hepimiz iş telefonlarını
kullanıyoruz. .
Etiketler:
duyulmamış fıkralar,
fıkra,
iş telefonu,
komik fıkra
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)