28 Mart 2012 Çarşamba

Argan yağı nasıl kullanılır?



Argan yağı nasıl kullanılır?

Biyolog-Kozmetolog Pervin Bulgak, son günlerde popülerleşen argan yağı kullanımıyla ilgili bilgiler verdi...
Biyolog-Kozmetolog Pervin Bulgak, son günlerde popüler olan argan yağının mucizelerinden faydalanmak isteyenlere; yüz, vücut, saç ve tırnak için faydaları yanında en iyi etkiyi almak için nasıl kullanılması gerektiğinin püf noktalarını veriyor…
Argan Yağının Cilt İçin Faydaları :
Kırışıklıkları azaltarak cildinizin sıklaşmasını sağlar.
Sivilce tedavisinde oldukça etkilidir.
Cildinizin yumuşamasına yardımcı olur.
Güneş(UHV zararlı ışınları), sigara, stres, çevre kirliliğinin olumsuz etkilerini ortadan kaldırarak hücrelerin yenilenmesini sağlayarak cildinizi canlandırır.
Ciltteki tahriş ve iltihaplanmayı azaltabilir.
Göz altı kırışıklıklarında etkilidir.
Hamilelik çatlaklarının önenmesinde faydalıdır.
Hem kuru hem de yağlı ciltler için kullanıma uygundur.



Yüz İçin Nasıl Kullanılmalı?
Argan yağının daha fazla etki göstermesi için yüzünüze sürmeden önce temizlemeniz şarttır. Temizlemiş olduğunuz yüzünüze sadece birkaç damla uygulamak yeterli olacaktır. Argan Yağı gün içinde ya da gece yatmadan önce yüze uygulanabilir. Parmağınızın ucuna birkaç damla Argan Yağı damlatın ve parmaklarınızı birbirine sürterek yağın biraz ısınmasını sağlayın. Parmaklarınızla tüm yüz bölgenize nazikçe masaj yaparak Argan Yağını yüzünüze uygulayın. Yağ çabucak cildinize nüfuz edecek ve cildinizin canlandığını göreceksiniz.
Vücut için Nasıl Kullanılmalı?
Argan Yağı masaj içinde son derece uygun bir üründür. Tercihen duştan sonra temiz vücuda avuç içinde ısıtılarak uygulanması et etkili sonuçları verir. Vücut tarafından kolayca emilmektedir ve diğer yağlarda olduğu gibi yapışkan bir formda değildir, bu nedenle masaj sonrası tekrar duş alınması gerekmemektedir.


Argan Yağının Saç İçin Faydaları
Yıpranmış ve donuklaşmış saçlarda parlaklık sağlar.Saç kırıklarının oluşmasını önler. Saçları besler.
Saç İçin Nasıl Kullanılmalı?:
Saçınıza kafa deriniz ıslanacağı kadar Argan Yağı uygulayın. Kafa derinize yavaş hareketlerle masaj yapın. Saçınızı ılık bir havluyla örtün ve 30 dakika boyunca böyle bekleyin. Daha sonra saçınızı yıkayın.

Argan Yağının Tırnak İçin Faydaları:
Kırılgan tırnak yapısını güçlendirir.
Tırnaklar İçin Nasıl Kullanılmalı?
Limonu sıkın ve çıkan suyuna eşit miktarda olacak kadar Argan Yağı koyarak bir karışım elde edin. Bu karışımın içinde 15 dakika boyunca parmak uçlarınızı bekletin. Tırnaklarınızın sağlıklı bir biçimde kalması için haftada 1 kere bu karışımı 15 dakika boyunca uygulamanız yeterli olacaktır.


10 Mart 2012 Cumartesi

Baş ağrısı hangi hastalıkların habercisi


Baş ağrısı hangi hastalıkların habercisi

Dr. Mehmet Öz, baş ağrısının nedenlerini ve hangi hastalıkların habercisi olduğunu açıklıyor.

Diyabeti, vücudunuz kandaki şekerin emilmesi için hücrelere sinyal yollayan insülini yeteri kadar üretmemesi veya insüline karşı dirençli olmasından kaynaklanan kan şekeri seviyesinin yükselmesi olarak tanımlayabiliriz. Tatlı krizleri ise, genellikle düşük kan şekeri seviyesinin bir sonucudur. Bu nedenle, canınızın tatlı çekmesi diyabet habercisi sayılmasa da, diyabet hastasıysanız kan şekeri seviyesinin düşmesi sıra dışı bir olay değildir.Hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü), insülin ilaçlarının yanlış zamanda veya fazla dozda kullanılmasıyla meydana gelebilir. Hipoglisemiye aynı zamanda öğün atlamak veya insülin ilaçlarından sonra yemeği geç veya yetersiz yemek de neden olabilir. Canınızın aşırı derecede tatlı istemesi aynı zamanda düşük seretonin seviyesi gibi diğer sorunların bir göstergesi olabilir. Şeker, vücudun seretonin üretmek için gerek duyduğu triptofan emilimini artırır.

Horlama hangi hastalığın belirtisi olabilir?


Horlamak en çok, uyku sırasında nefes almanın yavaşladığı veya bazen aralıklı olarak durduğu bir hastalık olan uyku apnesiyle bağdaştırılır. Horlama, boğazınızın arkasındaki kasların gevşeyerek yumuşak damak kasları ve küçük dilinizin titremesine yol açmasıyla oluşur. Boğaz fazla gevşerse geçiş tamamen kapanabilir ve nefes almak bir süreliğine durabilir. Vücudunuz buna tepki göstererek sizi hemen uyandırır ve bunu o kadar hızlı bir şekilde gerçekleştirirki tekrar uykuya daldığınızı anlamazsınız bile. Nefes alıp vermenin kesilmesi ve kısa kısa uyanmalar gece boyunca siz fark etmeden yüzlerce kere gerçekleşebilir. Ancak eğer gün içinde çok yorulduysanız veya sürekli olarak ağız kuruluğu veya boğaz ağrısıyla uyanıyorsanız uyku apnesi probleminiz olabilir. Ancak horlama uyku apnesinin tek olumsuz sonucu değildir.

Uyku apnesi, akciğerdeki yüksek tansiyon olan pulmoner hipertansiyona neden olabilir. Bu da ilerleyen yıllarda kalıcı kalp damar sorunlarına yol açabilir. Ayrıca uyku apnesinin neden olduğu nefes bozuklukları beyin ve diğer organları yaşamsal olan oksijenden mahrum bırakır ve bu da ilerde demans hastalığına yol açabilir. Horlamanız kronik değilse bunun nedeni sinüzit veya alerji gibi daha geçici problemlerin belirtisi olabilir. Böyle durumlarda salin spreyleri veya dekonjestanlar horlama problemlerinize çözüm getirebilir. Düzgün nefes alma rahat uyumanıza yardımcı olabilecek burun bantları da pratik çözümler arasında sayılabilir. Sağlıklı bir kiloda olmak da horlamayı azaltır ve uyku apnesi riskinizi düşürür.

Uyku apnesi demansı tetikler mi?

Uyku apnesi, uyku sırasında nefes almanın çok yavaşladığı ve hatta kısa süreliğine tamamen durduğu bir durumdur. Bu aralıklar çok kısa olsa da bu sırada meydana gelen oksijen eksikliği, önemli organların fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için gerekli olan oksijen miktarı sağlanamadığından sağlığınızı etkileyebilir. Aslında yapılan son araştırmalar, uykuda solunum bozukluğu yaşamanın ileriki yaşamda hafif bilişsel bozukluk ve demansa yol açabileceğini gösterdi.

Bunun en muhtemel nedeni uyku bölünmesi sırasında meydana gelen hipoksi veya düşük oksijen seviyesidir. Çalışma, uyku apnesinin uzun vadedeki etkilerini inceledi ve bilişsel bozukluğun en az 5 sene boyunca gelişmediğini yani bunun kronik bir hastalığın sonucu olduğunu gösterdi. Uyku apnesini engellemek için sağlıklı bir kiloda kalın ve sigara kullanmayın.

Kadın ve erkeklerde cinsel istek azalmasının nedenleri

Libido düşmesi ve cinsel işlev bozukluğu, en yaygın nedenlerin arasında depresyon ve anksiyetenin bulunduğu çeşitli sorunlardan kaynaklanabilir. Cinsel işlev bozukluğu depresyondaki kişilerde, depresyonda olmayan kişilere oranla iki kat daha yaygındır ve depresyondaki kişilerin yaklaşık yüzde 75'ini etkiler. Depresyonun cinsel istek üzerindeki etkisi, beynin sekste oynadığı rolün önemini gösterir. Cinsel uyarı ve boşalma sırasında beynin belirli kısımları hareketlenir. Depresyonlu hastalarda aktivite seviyesinde düşüş gözlemlenmiştir.

Ne yazık ki, Seçici Seretonin Gerialım İnhibitörleri (SSRIs) gibi depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar libido üzerinde ve orgazm olmada olumsuz etkiler gösterebilir. Libido azalması aynı zamanda düşük testosteron seviyelerinden kaynaklanabilir. Bu durum hipogonadizm olarak tanımlanır ve cinsel arzuları etkiler. Aynı zamanda damar sertliği gibi diğer hastalıklarla birlikte meydana geldiğinde sertleşme sorununa da neden olabilir. Sonuç olarak, düşük libidonun nadir görülen bir hastalık kaynaklı olması olasıdır. Hipoaktif cinsel istek bozukluğu, cinsel aktivite isteğinin azalması olarak tanımlanan bir hastalıktır.

Baş ağrısı hangi hastalıkların habercisi olabilir?
Baş ağrısı birçok hastalığın belirtisi olabilir. Baş ağrısının en yaygın nedenleri stres veya gerilim kaynaklı baş ağrıları, migren ağrıları, ve küme baş ağrılarıdır. Ancak, baş ağrıları aynı zamanda daha önemli hastalıkların belirtisi olabilir. Uykudan uyanmanıza neden olan kronik, şiddetli baş ağrıları beyin tümörü belirtisi olabilir. Eğer baş ağrılarınız gecenin ortasında uykudan uyanmanıza neden olacak kadar şiddetliyse doktorunuzla konuşun. Çok şiddetli ve genellikle "hayatımın en şiddetli baş ağrısı" şeklinde belirtilen ani, "gök gürültüsü" gibi gelen baş ağrıları ise anevrizma yırtılması belirtisi olabilir.

Eğer aniden giren ve dayanılmaz derecede bir ağrı hissediyorsanız en kısa sürede bir hastanenin acil servisine gidin. Baş ağrıları yüksek tansiyonun da belirtisi olabilir. Bazen hastalar baş ağrısıyla eş zamanlı burun kanaması yaşayabilirler ve her ikisi de aşırı yüksek ve düzensiz tansiyonun sonucudur. Baş ağrılarınızın şiddetini, süresini, ne zaman başladığını ve başlamadan önce neler yediğinizi yazdığınız bir günlük tutmak iyi bir fikirdir. Böylece geri dönüp okuyarak doktorunuza örnekler verebilir ve anormallikleri bildirebilirsiniz.

Varis oluşumunu engellemeye yardımcı yiyecekler hangileridir?

Varisler bacaktaki toplardamarlar zayıflayıp genişlediğinde ve kapakçıklar fonksiyonlarını kaybettiğinde meydana gelir. Sonuç olarak kan, damarlar boyunca etkili bir biçimde pompalanamaz ve birikmeye başlayarak cilt yüzeyinin hemen altında görünen şişkin damarlara yol açar. Gerçek şu ki; varisleri önlemeye yardımcı olacak bazı yiyecekler bulunuyor. E vitamini bakımından zengin gıdalar varisleri önlemeye bilhassa yardımcı olur. Vücudunuz, toplardamarların gücünü ve elastikiyetini artıran elastin ve kolajen proteinlerini üretmek için E vitaminine ihtiyaç duyar. Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin yanı sıra yumurta ve kuruyemişler iyi birer E vitamini kaynağıdır.

Böğürtlen, yaban mersini gibi koyu renkli orman meyveleri ve sarımsakta bulunan bioflavonoidler damar duvarlarını güçlendirir ve damar fonksiyonlarını destekler. Son olarak, brokoli ve lahana gibi K vitamini zengini besinler, kandan kemiklere kalsiyum emilimini artırdığından sağlığınızı destekler. Kanda fazla kalsiyum oranı damar hasarına yol açabilir. Yüksek kolesterol ve trans yağlar içeren besinler gibi kalp damar sisteminize zararlı yiyeceklerden uzak durun.

Bisfenol A maddesi bir yerde daha yasaklandı



Plastiğin sertleşmesi ve bazı gıda maddelerinin ambalajında kullanılan Bisfenol A (BPA) maddesinin zararlarının giderek ortaya çıktığı, Amerika’nın ünlü Campbell çorba firmasının ürünlerinin kutularının iç yüzey kaplamalarında bundan böyle bisfenol A (BPA) kullanmama kararı aldığı kaydedildi.






Cerrahpaşa Tıp Fakültesi emekli ögretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, plastik damacana şişelerde ve çocuk biberonlarında sertleştirici olarak kullanılan Bisfenol A maddesinin artık bir çok ülkede zararlarının farkına varılarak terk edildiğini anlattı. Sert plastik veya konserve kutularının iç yüzey kaplamasında bulunan BPA moleküllerinin kolayca kabın içindeki yiyecek ve içeceğe geçebildiğini, kap içindeki yiyecek veya içeceğin sıcak olması durumunda bu geçişin daha çok arttığını belirten Prof. Dr. Küçükusta şöyle dedi:

"Geçen yıl ABD ve birçok Avrupa ülkesinden sonra ülkemizde de BPA’nın biberonlarda kullanılması yasaklanmıştı. Japonya’da bu maddenin konserve kutularının iç yüzeyinde kullanılmasına da izin verilmiyor. Campbell gibi büyük bir firmanın yasal zorunluluk olmamasına rağmen aldığı kararın BPA’nın tüm yiyecek ve içecek kaplarında kullanımının yasaklanmasına giden yolda önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Japonya’dan sonraFransa da şubat ayında BPA’ nın tüm yiyecek kaplarında kullanılmasını yasakladı. Kanada BPA’ yı ’toksin’ yani ’zehir’ olarak ilan etti."

BPA’ NIN SAĞLIĞA ETKİLERİ

Prof.Dr. Küçükusta, BPA’nın daha çok hormon bozucu bir madde olarak bilindiğine de dikkat çekerek şu bilgileri verdi:

”BPA, daha çok hormon bozucu bir madde olarak biliniyor. Kadın seks hormonlarının etkilerini artırıyor, erkek seks ve tiroit hormonlarının etkilerini ise azaltıyor. Kız çocuklarında erken buluğ, erkeklerde sertleşme, erken boşalma ve kısırlık gibi problemlere yol açıyor. BPA’ nın öğrenme ve davranış üzerine de olumsuz etkileri var, saldırganlığı artırdığı ve öğrenmeyi güçleştirdiği iddia ediliyor. Eşcinsellik, obezite, diyabet, astım, kalp-damar hastalıkları, kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanseri BPA ile ilişkilendirilen hastalıklardan bazıları. En korkutucu olan ise BPA’nın genler üzerine olan etkilerinin sonraki nesilde daha belirgin ortaya çıkması ihtimalinin olması. İnsan sağlığına çok ciddi zararları olduğu kanıtlanmış olan bir maddenin yiyecek ve içecek kaplarında kullanılmasına bir an önce son verilmesi gerekiyor.”

4 Mart 2012 Pazar

Dağda yanıkla baş etme rehberi

Dağda yanıkla baş etme rehberi

Dağ sporlarıyla uğrayanlar bilir, kamp ocakları, motorlu doğa sporlarındaki yakıt alevlenmeleri, araç akülerindeki kimyasal sıvılar, yıldırım düşmesi ciddi, hatta ölümcül yanıklara yol açabilir. Doğayla başbaşayken olası kazalara karşı önlem almak önemli elbette. Ancak yanık oluşması halinde neler yapılacağını bilmek de hayat kurtarıcı.

Kamp ocaklarının çadır içinde veya çok yakınında yakılması yangın için risk oluşturuyor. Genelde sentetik olan kamp malzemesi kolayca tutuşuyor. Çadırdan çıkamayanlarda büyük yanıklara yol açabiliyor. Bu yüzden ocak benzeri, yangın tehlikesi oluşturan malzemenin çadır dışında ve güvenli şekilde yakılması, dikkat edilmesi gereken ilk kural.
YANIKLAR DERECE DERECE
Tüm önlemlere rağmen, oldu da siz veya yakınızdakiler yandıysa, yanıkların doğru değerlendirilmesi ve derecelendirilmesi hayati önem taşıyor. Önemsenmeyen yüzeysel ve geniş yanıklar enfekse olmasa bile sıvı kaybı nedeniyle ölüme neden olabiliyor. Yanıklar etkilerine göre derecelendiriliyor. Sadece yüzeysel derinin zarar gördüğü, ciltte kızarıklık ve hafif ağrıyla seyreden ve 4-5 günde iyileşen güneş yanığı benzeri vakalara “birinci derece” yanıklar deniyor. Su keseleriyle dolu kızarık ve ağrılı, çoğu kere sıcak cisimlerle veya alevle temasa bağlı, iyileşmesi 3 hafta sürebilen veya enfeksiyona açık olan yanıklarsa “ikinci derece”. Cilt ve ciltaltı dokuların ölümüyle sonuçlanan, damar ve sinirlerin de tahrip olduğu, çoğu kere ağrısız, inci grisi renginde, buruşuk ve kuru görünümlü, iyileşmesi uzun zaman alan ve büyük iz bırakan yanıklar da “üçüncü derece” şeklinde sınıflanıyor. Yanık halinde ilgili merkezlere başvurmak en doğru müdahalenin yapılabilmesine olanak sağlar.
AĞAÇ VE SİVRİ KAYA YILDIRIMI ÇEKER
Doğa sporlarında, özellikle açık havada, yıldırım düşmesi sonucu elektrik yanıkları meydana gelebilir. Yıldırımdan korunmanın tek yolu, açık alanda elektrik yüklü ortamda “alçak nesne” poziysonu almak. Bunun için çukur yerler, geniş oyuklar seçilmeli. Plastik, kuru cisimlerin üzerine oturulmalı. Plastik tabanlı botlar ayaktan çıkarılmamalı. Ağaç, sivri kaya gibi yıdırım çekecek (paratoner gibi) alanlardan uzak durulmalı.
ADIM ADIM YANIK TEDAVİSİ
* Yakıcı kaynaktan süratle uzaklaşın,
* Isı yaymaya devam edebilecek giysi, metal takıları çıkarın,
* Yanık bölgesini soğutun (sakın buzu doğrudan koymayın, suya tutma daha doğru),
* Yanık bölgesini dikkatlice steril gaz, serum veya kaynatılmış, soğutulmuş suyla bolca yıkayın,
* Yanık yüzeyine ince bir tabaka antibiyotik krem sürün,
* Uzuvda bir yanık varsa, yanık uzuv kalp hizasından yukarıya kaldırılmalı,
* Ağrı varsa ağrı kesici kullanılabilir,
* 8-10 santimetreden büyük su keseleri patlatılarak steril gazla örtülmeli,
* Sıvı verilmeli. Miktar hesabı için şu formülü uygulayın: Kişinin ağırlığı x yanık yüzeyin yüzdesi x 3...
* Tahriş edici maddelerle temasla oluşan yanıklar nadir görünse de bol suyla yıkamak geride dönüşü mümkün olmayan durumları engeller,
* Sağlık merkezine gidin.
GÜNEŞTE CİLT YANIKLARI
Korunmadan uzun süre güneşte kalmak doğada çok daha güçlü olan ultraviyole ışınlarının derin dokulara kadar etkili olmasına ve birinci, hatta ikinci, ender olsa da üçüncü derece yanıklara yol açıyor. Özellikle hassas, açık tenli doğaseverler, güneşe ilk çıktıklarında koruyucu kremler, kapalı giysilerle kendilerini korumalı.


Kaynak:Hürriyet

1 Mart 2012 Perşembe

Youtube'den 500 bin dolar ödüllük yarışma




YouTube’un film müdavimlerine özel düzenlediği kısa film yarışmasında, kazananı 500 bin dolar ödül bekliyor.

YouTube, YouTube’da yayınlanıp izleyicilerin oylarıyla kazananın belirleneceği bir film yarışması düzenliyor. Your Film Festival adını alan yarışmada, katılımcılardan sıkı bir hikayesi olan kısa film yaratmaları bekleniyor.

Teknikten ziyade daha çok hikaye anlatımının ön plana çıkacağı yarışmada, kısa filmler izleyici oylarıyla yarışacak. Birincinin 500 bin dolar kazanacağı yarışmada, en etkileyici 10 filmi yaratan katılımcılar ise İtalya’da Venedik Film Festivali’ne katılma şansı yakalayacak.

Birincinin hikayesi de aynı zamanda efsanevi film yapımcısı Ridley Scott tarafından filme çekilecek.

Yarışmaya katılmak isteyenler 2 Şubat-31 Mart tarihleri arasında başvuru yapabilecek. Büyük ödülü kazanan ise 3 Eylül 2012’de gerçekleşecek Venedik Film Festivalinde açıklanacak. 
(medyaradar)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...