10 Ocak 2012 Salı

Android yoğurtlar ve sütler



Kapitalizmin çok para kazanmak için yarattığı 

Android yoğurtlar ve sütler
Yukarıdaki iki resim arasında ‘’kaç fark var?’’ diye sorarsanız, ben sadece ‘’tek fark var’’ derim. Zayıf olan şişman olana göre daha sağlıklıdır. Muhtemelen bu resim toplumsal tarihimizin bir mihenk taşı ve insanlığın geçirdiği aşamaların bir göstergesidir.

Bindokuzyüzlerin başında sanayi devrimiyle birlikte büyük insanlık ilk rafine gıdaları tüketmeye başladı. Burada kesin bilgiye dayanmamakla birlikte muhtemelen o dönemin varlıklı aileleri bu gıdaları ilk tüketen insanlardı. Yoksul insanlar ise bu çok lezzetli şeker ve şeker bazlı gıdaları daha sonra tüketmeye başladı. Onlar daha çok sebze meyve ağırlıklı ‘’geleneksel yeme biçimlerine’’ bir süre daha devam ettiler. Şu anda ise tam tersi bir süreç hızla ilerlemektedir. Öyle ki Amerika ve Avrupa’da obezite (şişmanlık hastalığı) en fazla yoksullar arasında yaygınlık kazanmıştır. Resimde de görüldüğü üzere geniş karın çevresi, yüksek yağlanmaya bağlı cushing yüzü (yüksek östrojene bağlı “Ay dede yüzü” )ve ince bacaklar tipik bir obez görünüşüdür.

Ayrıca elinde de sigarası dönemin ruhuna uygun olarak, sigara sanayisinin ihtiyaçlarını da karşılıyor. Bu dönemde sigara içmeyi teşvik eden Hollywood filmleri de revaçtaydı zaten.

Resimde ki süreci biraz hızlandıralım; şişman göbekli amcamız birazdan keyifle oturduğu koltuğundan kalkacak tansiyon ve şeker ilaçlarını alacak. Zayıf ve çelimsiz amcamız da yerinden kalktıktan sonra, pencereden kendini aşağı atacak ve film bu şekilde sonlanacak.

Peki ‘’Geleneksel Beslenme Biçimimiz’’ neydi? Ve bu niye bu kadar hayati? Büyük… Büyük… Devvv! Gıda şirketlerinin çok cilalı diyetisyenleri her gün diyet makarnaları, bisküvileri ve light yoğurtları insanların en zayıf noktalarına ‘’güzellik ve beğenilme’’ duygularına hitap ederek satıyorlar. Gelenek falan deyip de yoğurttan bahsetmemek olmaz. Yoğurt demek ‘’Türk’’ demektir birazda; kaldı ki tüm dillerdeki adı da ‘’Yogurt’’tur. Avrupa’nın yoğurt ile tanışması ise Osmanlı zamanında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Balkanlar’daki sancaklardan Avrupa’daki bazı krallara şifalı yiyecek olarak gönderilmesiyle olmuştur. Şifa niyetine Avrupalı krallara gönderilen yoğurdumuz bugün ne halde bilen var mı? Ben söyleyeyim, yoğurt yoğurtluktan çıktı, tuhaf tadıyla değişik bir ‘’şey’’ haline geldi. Sırf raf ömrünü uzatmak için yoğurdumuza yapılmadık eziyet kalmadı.

Önce yoğurdu iyi tanımakta fayda var. Sütün yoğurda dönüşmesini sağlayan ‘Lactobacillus bulgaricus’ çok çalışkan bakteri olup sütü fermente eder. Tarihsel anlamda ise 6000 yıldır yoğurt üretilip tüketilmektedir. Yüksek kalsiyum oranı, riboflavin, protein, B12, B6 vitaminlerini içermesi nedeniyle dünyada tüketimi en yaygın ve besleyici gıda maddelerindendir.

Yani sizin anlayacağınız süt toprak gibi yaşayan ve değişen bir varlıktır. Fakat piyasada satılan, deriiiin hocalar(!) tarafından okunmuş hiçbir yoğurt ve süt günlerce dışarıda kalsa dahi bozulmaz, ekşimez. Desenize içine CİN girmiş bu yoğurtların, artık iflah olmaz. İşin şakası bir yana esas şu soruyu kendimize sormanın zamanı gelmedi mi: ‘’ekşimeyen yoğurda yoğurt denir mi?’’ Denmez! Denemez, hatta böyle bir saçmalık olamaz. Çocuklarımıza adına yoğurt denilen bu ‘’şey’’leri yedirmeyelim. Üstelik bizde bu berbat şeyleri tüketmeyelim. Zaten bu acayip ‘yoğurdumsular’ yoğurdun kendisine hakarettir.

Büyük marketlerin uzun rafları arasında, süt ve yoğurt bölümüne girince kocaman bir UHT’li ürünler reyonunu görürsünüz. Birçok ürün çeşidi varmış gibi görülen bu alanda aslında tek bir ürün vardır. Kapitalizmin çok para kazanmak için yarattığı ‘’android yoğurtlar ve sütler’’, ürünlerin raf ömrünü arttırmak için özel imal edilmişlerdir. Üstelik bu ürünler sağlık kaynağı olarak da sunulmaktadırlar.

UHT işlemi, sütün basınç altında 135 derecede ısıtılmasıdır. Su bazlı bir varlık olan sütün, 100derecede değil de 135 derecede ısıtılması mümkün müdür? İşin ucunda güzel para varsa neden olmasın, verirsin basıncı süte, 135 derecede ısıtırsın. Peki bunun neticesinde o süt ne olur? Bu kritik soruyu şu şekilde yanıtlayabiliriz. Bu sıcaklık canlı her şeyi yok etmekle kalmaz,homojenizasyon basıncı ve UHT ile süte “normal koşullar altında asla kabul etmeyeceği” bir enerji verilir. Bu durumda süt verilen enerjiyi “koru’n'mak” amacıyla bünyesine katar (absorbsiyon, soğurma; “entalpi” yani kullanılamayan enerji artar!). Bunu da ancak sahip olduğu proteinlerin (ve diğer unsurların) yapılarını “doğada var olmayan” şekillere değiştirerek sağlayabilir (önce denatürasyon, sonra misnatürasyon, yanlış katlanmalar, ‘misfolding‘, çapraz bağlanmaklar vb. Bu doğa dışı işleme maruz kalan süt bakteriler tarafından işlenip fermente olamaz. Ekşiyemez, olsa olsa küflenir ve çürür.

Buna benzer doğa dışı işlemlere bağlı yapılan inek yemleri de ilk yapıldığında sonucu kestirilememiş, sonradan da ‘‘pirionlar’’ ortaya çıkmamış mıydı? Deli dana hastalığı doğayla uyumsuz hayvan yemlerinin ineklere yedirilmesiyle patlak vermişti. Şu anki mevcut bilgilerimizle UHT’li sütlerin kullanımının gelecekte tam olarak neye yol açacağını bilmiyoruz. Muhtemelen şimdiden kestirilmeyen pek çok hastalığın ilk nüveleri oluşmak üzeredir.

Evde geleneksel yöntemlerle yapılmış yoğurtta yoğun miktarda bağırsağı koruyan hastalanmamızı önleyen yararlı bakteriler vardır. Biz bu çalışkan bakteriler sayesinde yemek artıklarını sindiririz çeşitli vitaminlerin sentezini sağlarız ve bağırsağa zarar verecek mikroplardan korunuruz. Onlara bir hayat borçluyuz.

Sanayi tipi, sözde kaymaklı yoğurtların birçoğunun kaymağı gerçek kaymak değildir. Bu kaymağa benzeyen ucube aslında bir miktar margarinle sütün karıştırılmasından yapılır. Yani sizin anlayacağınız kaymak yerine margarin yemekteyiz.

Meyveli yoğurtlar kesinlikle bir yoğurt çeşidi değildir. Bunlar şeker lapalarıdır. Çocuklarımızı şeker müptelası yapmak ve bu ürünlere bağımlı hale getirmek için özel tasarlanmış sanayi ürünleridir. Çocuklarınıza yedirmeyin, kendiniz de yemeyin.

Kapitalizm toplumsal bir hastalık halidir. Onun üreteceği hiçbir çözüm doğayla ve insanla dost olamaz. Kendisi gibi daha beter hastalıklar üreten yeni üretim modelleri uydurur. Bu üretim modellerini insanlar üzerinde dener. İnsanlara bu tuhaf ürünleri yedirmek ve bağımlı yapmak için reklam şirketleri yoğun propaganda faaliyeti yürütür. Çokbilmiş uzmanları tantanalı toplantılarıyla göz boyar. Özünde ise insanı doğadan koparır kendine ve doğaya yabancılaştırır. İnsanın yaşama nedeni olan kendini var etme ve özgürleşme hayalini elinden alır; onu bir ucubeye, kimliksiz – kişiliksiz bir nesneye çevirir. Her gün aralıksız insanlığına tecavüz eder.



Dr. Erdal Yolcu

twitter.com/eskici17

İllüstrasyon nedir?






İLLÜSTRASYON TÜRLERİ

Başlık, slogan yada metin gibi sözel unsurları görsel olarak betimleyen yada yorumlayan bütün unsurlara genel olarak "İllüstrasyon" adı verilir. İllüstrasyonların hazırlanmasında geleneksel çizim ve boyama malzemelerinin yanı sıra, fotoğraf, kolaj ve bilgisayar tekniklerinden de yararlanılmaktadır. İllüstrasyonlar, kullanım alanları açısından üç grupta toplanabilir:

Reklam İllüstrasyonları
Bir ürün yada hizmeti tanıtma amacıyla yapılan bu tür çalışmalarda ayrıntı ön plandadır. Sinema, tiyatro ve konser afişleri, kaset ve cd kapaklan, turistik ilanlar, besin ambalajlan, basın ilanları, takvimler, tebrik kartlan, çıkartma ve etiketler; reklam illüstrasyonlarının uygulama alanları arasındadır. Moda illüstrasyonları da reklam illüstrasyonu içinde ele alınmaktadır.

Yayın İllüstrasyonları
Yayın illüstrasyonları; gazete, dergi, kitap ve ansiklopedilerdeki makale, haber, öykü, roman, şiir ve açıklamalara eşlik eder. Yayın sektöründe çalışan bir illüstratör, üzerinde çalışacağı metnin içeriği hakkında bilgi ve görüş sahibi olmalı, metindeki mesaj ve duyguyu resim diline aktarabilmelidir. Gazete illüstrasyonlarında genellikle siyah-beyaz resimleme tekniklerinden yararlanılır. İllüstrasyonun bir sanat biçimi olarak en özgür uygulama alanı; kuşkusuz, çocuk kitaptandır.

Bilimsel ve Teknik İllüstrasyonlar
Botanik, tıp, zooloji, mekanik, jeoloji gibi uzmanlık alanları için öğretici ve tanımlayıcı amaçlarla yapılan ayrıntılı illüstrasyonlar bu grupta toplanabilir. İllüstratör; konu içinde daha önemli olanı vurgulamak için, gerektiğinde ayıklama, yalınlaştırma ve gerçeklik duygusunu etkilemeyecek abartma yöntemlerine başvurarak, bir fotoğraf makinesinden daha fazlasını yapmayı hedefler. Tıp illüstrasyonları; biyoloji ve anatomi bilgisi gerektirir. Mimari ve iç dekorasyona yönelik üç boyutlu duygusu veren görüntüler, bilgisayar yöntemiyle gerçekleştirilmektedir. Ahşap, tuğla, kiremit, çimento, metal gibi malzemelerle ilgili görsel bilgiler; birçok yazılımda hazır olarak bulunmaktadır. Grafik tasarımcı; afiş, basın ilanı, kitap kapağı, katalog, ambalaj, pul ve para gibi grafik ürünlerde değişik resimleme tekniklerinden yararlanır.

İLLÜSTRASYON ARAÇLARI
Kağıt, fırça, maket bıçağı, cetvel, gönye, pergel, makas, büyüteç, slayt projektörü, orantı cetveli, seloteyp, silgi, yapıştırıcı ve sabitleştirici sprey illüstrasyon çalışmalarında kullanılan temel malzemelerdir.
Taslak çalışmalarında çoğunlukla yan saydam ince ve düz yüzeyli kağıtlar tercih edilir. Ucuz olan pelür ve eskiz kağıtlarının yanı sıra özellikle marker çalışmalarına yönelik olarak üretilen ve bloklar halinde satılan kağıtlar taslak aşamasında yaygın olarak kullanılmaktadır.
İllüstrasyon çalışmalarında genellikle 150 ile 300 gr/m2 arasında değişen kalın resim kağıtları kullanılır. Resim kağıtları üç ana grupta toplanabilir: l- Kalın grenli kağıtlar (suluboya ve gravür kağıtları), 2- Düz yüzeyli sıcak preslenmiş kağıtlar, 3- İnce grenli soğuk preslenmiş kağıtlar.
Profesyonel çalışmalarda iyi kalitede samur kılından yapılmış fırçalar tercih edilir. Samur fırçalar iyi korunduklarında ve temiz tutulduklarında yıllarca kullanılabilir. Fırçalar, yassı ve yuvarlak olmak üzere iki değişik tipte üretilir. Yassı fırçalar geniş yüzeylerin boyanmasında yuvarlak fırçalar ise ayrıntıların belirtilmesinde kullanılır. Sanat amaçlı fırçalar, -O- numaradan -20- numaraya kadar değişik kalınlıklarda üretilir.














Twitter da takip etmeyenleri silme


Twitter da takip etmeyenleri silme




ManageFlitter, Twitter üzerinde takip ettiğiniz (following) kişilerden sizi geri takip etmeyenleri (followers); profil resmi olmayanlar, hesabı pasif olanlar, konuşkan olanlar ve sessiz takılanlar şeklinde gruplandırarak, aralarından artık takip etmek istemediklerinizi tek tıkla silerek kurtulmanızı sağlayan çok pratik bir Twitter yan uygulamasıdır.Marifet, Twitter üzerinde çok profil takip etmek değil. Hatta çok takip edilmek te değil! Özellikle Türk Twitter kullanıcılarının tam manasıyla bu Twitter denen zamazingonun ne menem bir atraksiyon olduğunu tam kavrayabildiğini iddia edemiyoruz.
O kadar çok anlamsız takip etmeler ve edilmeler söz konusu ki, bu bazen Twitter’ın özünü kavramış olanlar için ciddi can sıkıcı olabiliyor. Birinin sizi takip ediyor olması, sizin de onu takip etme mecburiyetinizi doğurmaz. Ya da tam tersi olarak siz birilerini takip edip, onlardan sizi geri takip etmelerini bekleyemezsiniz.
Twitter, eğer özü ve fonksiyonu gerçekten anlaşılabilirse çok ama çok işe yarabileyecek bir gerçek-zamanlı bilgi, haber, trend ve yenilik takip medyasıdır. Tabi ki bu da bir yaklaşım. Herkes kendi ihtiyaçlarına ve olaya nasıl baktığı ölçüsünde maksimum faydayı sağlamaya odaklanmak durumundadır.
İşte ManageFlitter, Twitter’da takip ettiğiniz tonlarca insanı belli kriterlere göre listeleyip, bunlar arasından gereksiz ve içerik fakiri olanlarından kurtulmanıza olanak sağlayan yegane araçlardan biridir.
Var olan Twitter hesabınızla siteye otomatik giriş yaptığınızda, profilinizdeki bütün takip ettikleriniz gruplara ayrılıyor. Siz de bunlar arasından;
  • sizi geri takip etmeyenleri
  • profil resmi kullanmayanları veya olmayanları
  • gün içersinde 5′ten fazla tweet çekenleri
  • son bir ay içinde canlılık emaresi göstermeyenleri
  • gün içersinde 1′den az veya hiç tweet yollamayanları
çok kolay bir şekilde görüp, aralarından artık takip etmek istemediklerinizi topluca seçip, tek tıkla onlardan kurtulabiliyorsunuz.

5 Ocak 2012 Perşembe

Çocuklarda İştah Açıcı Bitkiler


Çocuklarda İştah Açıcı Bitkiler

Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesi hepimiz için çok önemlidir. Çünkü, çocuk yaşlarda edinilen beslenme alışkanlıkları ilerisi için büyük bir yatırım olabiliyor. Çocuklukta aldığımız besinler vücut sağlığımız ve dolayısıyla ruh sağlığımız açısından çok önemli.

Çocuklarda İştah Açıcı ve Sağlıklı Beslenmesine yardımcı besinler nelerdir?
Mısır : çocukların gelişiminde çok yararlı bir besindir.
Domates:  özellikle çocuklar çiğ olarak yemelidir. Bebeklere sıkılarak içirilen suyu çok yararlıdır; çünkü domates çocuklar için gerekli kalsiyum, fosfor, potasyum ve organik tuz içermektedir.
Yulaf : Vücuda ısı verdiği için yazdan çok kışın tüketilir. Tiroid bezinin çalışmasını sağlar ve hızlandırır. Toksin atıcıdır. İçerdiği vitamin ve mineraller özellikle çocuklara iyi gelir.
Havuç :  çocuklarda bağırsak kurtlarına etkisi olur.
Ispanak : çocuklara ve hastalara bol miktarda yedirilmelidir.
Kivi:  A, C, P vitamini açısından son derece zengin bir meyvedir ve çocuk gelişiminde son derece sağlıklı bir besindir.
Marul:  öz suyunda bulunan maddeler küçük çocukların göğsünü yumuşatıcı etki yapar. Öksürüklerine iyi gelir. Büyüme çağındaki çocuklara çok yararlı bir besindir.
Menekşe :  dövülerek vücuda sarıldığında çocuklarda görülen kızamık, kızıl ve küçük çocukların başlarında oluşan deri kabarmasına iyi gelir.

Balık Yağı Kullanımı ve faydaları..



Balık Yağı Kullanımı

Balık yağı kullanımı son yıllarda giderek artan ve ilgi gören bir beslenme desteği olarak karşımıza çıkmaktadır. Balık yağıyla ilgili çok sayıda araştırmalar yapılmış ve balık yağının faydaları üzerine önemli tespitler elde edilmiştir. Kalp hastalıklarından depresyona kadar birçok hastalıkta balık yağının yararları daha fazla bir şekilde gündeme gelmektedir. Balık yağın faydaları içerdiği omega 3 yağ asidinden kaynaklanmaktadır. Balık yağının içinde EPA ve DHA adı verilen Omega-3 yağ asitleri vardır.
Balık yağı çeşitleri: Balık yağı 2 çeşittir.
1-Fish body oil: Balığın gövdesinden elde edilen balık yağı.
2-Cod liver oil: Balığın karaciğerinden elde edilen balık yağı.
Her ikisinde de omega 3 bulunur. Cod liver oil A ve D vitamini bakımından da zengindir.

Balık Yağı Faydaları

• Balık yağı denilince ilk akla gelen kalp damar hastalıklarına olan olumlu katkılarıdır. Balık yağının içinde bulunan omega 3 yağ asitleri kalbi korur, kanı inceltici, kolesterolü düşürücü ve kalp ritmini düzenleyici etkisi balık yağı yararları arasında en fazla bilinenlerdir.
• Omega 3 yağ asidinin beynin yaşlanma sürecini azaltıcı etkisinin olduğu ve de Alzheimere karşı koruyucu özellik taşıdığı belirtilmiştir.
• Omega 3 sağlıklı nöral yolları oluşturmak için temel teşkil eder. Yeterli omega 3 yoksa depresyon, bipoler bozukluk ve birçok başka psikolojik rahatsızlıklara yol açar.
• Çocuklarda balık yağı kullanımı: Omega 3 ün çocuklarda zihinsel gelişimlerini olumlu etkilediği ve öğrenme kapasitesini artırdığı gözlemlenmiştir.
• Hiperaktivite görülen çocuklarda, omega 3 bu sorunun giderilmesinde önemli katkılar sağladığı tıp adamlarının dile getirdiği bir tespittir.
• Diyabetin neden olduğu hasarları önleyici etkisi bir diğer balık yağı faydaları arasında yer alır . Yaşlılıkta görülen göz bozukluğu (maküler dejenerasyonu) görülme oranını azaltır.
• Omega 3 kansere karşı koruyucu ve önleyici nitelik taşıdığı yapılan çalışmalarda ifade edilmiştir.
• Balık yağının faydaları arasında romatizmal artritte görülen eklem şişliği ve ağrı gibi şikayetleri hafifletme etkisi de bulunmaktadır.
• Gebelikte balık yağı kullanımı: Vitamin mineral takviyelerin yanında omega 3 kullanımı da hamile bayanlara tavsiye edilmektedir. Hamilelikte balık yağı kullanımı gebeliğin son üç ayında ve de doğumdan sonraki ilk birkaç ayda emziren annelerin kullanması için önerilmektedir. Gebeliğin son aylarında anneden bebeğe fazla oranda omega 3 geçer. Balık yağının bebeklerin merkezi sinir sistemine ve bedensel gelişimine olumlu katkı bulunduğu dile getirilen bir tespittir.
Uyarı:
1-Balığın karaciğerinden üretilmiş olan balık yağlarını hamileler kullanmamalıdır. Çünkü bu balık yağı çeşidinin içinde (retinol) A vitamini yüksek oranda bulunur ve de A vitamini vücutta depo edilen bir vitamin olması sebebiyle yüksek dozları anne karnındaki bebeğe zarar verir. Hamileler Balığın gövdesinden üretilen ve A vitamini içermeyen balık yağı çeşidini kullanmalıdır.
2-Balık yağının yararlarından faydalanmak için civa kurşun ve diğer ağır metaller ile kirletilmemiş balıktan elde edilen farmasötik kalitede balık yağı kullanmak gerekir.
Kullandığınız balık yağının bu tür zararlı maddeler içermediğinden emin olmalısınız. Kalitesinden emin olmadığınız balık yağı takviyesini kullanmayınız. Aynı risk besin olarak tüketilen balıklarda da olabileceği için aynı uyarı bunun içinde geçerlidir. Bu tür maddeler beyin gelişimine zarar verir.
Her balıkta omega 3 bulunmaz. Somon, uskumru, ringa balığı, sardalye, alabalık omega 3 içeren balıklardır. Soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar da omega 3 yağ asitleri daha fazladır. Balıklar bu maddeyi planktonlardan üretirler.
Diğer omega 3 kaynakları ceviz, semizotu, keten tohumudur.

Balık Yağı Takviyesi Nasıl Seçilmelidir?

Besin uzmanlarının omega 3 ihtiyacınızı balıktan karşılamanıza nazaran balık yağı takviyesi almanızı önermelerinin bir nedeni balıkta bulunan yüksek düzeyde cıva ve diğer tehlikeli kimyasallardır. Maalesef, aynı toksik düzeyler de kirleticiler bazı balık yağlarında ve balık yağı takviyelerinde bulunabilirler.
Balık yağından gerçek anlamda sağlığa yarar elde etmek için cıva, kurşun veya diğer ağır metaller ile kirletilmemiş balıktan elde edilen farmasötik kalitede balık yağı ile yapılmış bir balık yağı desteği seçmek önemlidir. Buna ilaveten, balık yağı toplanıldıktan sonra da şayet nakledilmişse veya şişe ile balık arasında başka şekilde işleme tabi tutulmuşsa kirletilmiş olabilir. Süreç de ne kadar az el devreye girerse, kirletilme ihtimali o kadar azdır.

Farmasötik Kalite Balık Yağı Neden Seçilmelidir?

• Araştırmalar balık yağı takviyelerinin başlıca sağlık için yararlarının docosahexaenoic asit (DHA) ve eicosapentaeonic asitten (EPA) kaynaklandığını belirlemiştir. Bedeniniz fiilen balık yağının faydalarını kullanmaya başlamadan önce, DHA ve EPA ‘yı çıkarmak için balık yağını bileşenleri olan esterlere ayırması gerekmektedir.
• Piyasadaki balık yağı takviyelerinin birçoğu, doğal olarak yüksek düzeylerde DHA içeren bir balık yağı desteğine nazaran daha az etkili kılan çok düşük düzeyde DHA içermektedirler.
• Omega 3 ‘ün sağlığa olan yararları tartışılmazdır, fakat balık yağındaki bütün omega 3 bedeninizin kullanımına hazır durumda değildir. Farmasötik sınıf balık yağı her türlü kirleticiden arınmıştır ve vücudunuz için yüksek omega 3 kaynağı sağlamak için rafine edilmiştir.
Balık yağı kullanımı: Günde 1-3 gr tavsiye edilmektedir. Bazı durumlarda daha fazla miktarda da kullanılmaktadır.
Kan sulandırıcı sentetik ilaç kullananlar doktora danışmadan balık yağı takviyelerini kullanmamalıdır.
Ameliyat olacak kişiler ameliyattan önce balık yağı kullanımını kesmelidir.
Zararlı PCB’ler-kanserojen kimyasallar- ve cıvaya maruz kalmayan balıklardan elde edilen balık yağı takviyeleri kullanılmalıdır.
Balık yağı takviyeleri balık yağı kapsülü ve balık yağı şurubu olarak satılmaktadır.
Kaynak ve daha fazlası:http://www.beslenmedestegi.com/



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...