bilinmeyenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilinmeyenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2011 Cumartesi

DONDURMA İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER

DONDURMA İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER
Dondurma çocuk sağlığını nasıl etkiler? Üst solunum yolları enfesiyonuna sabep olur mu? Doktorumuz Alper Soysal yanıtlıyor...

 

Dondurma çocuklara ilk olarak kaç yaşında verilmeli?
Çocuklara 2-3 yaşından itibaren dondurma verilebilir. Ancak, özellikle küçük çocuklar için, dondurma oda sıcaklığına yakın bir ısıda verilmelidir. Bekletilen bir dondurma tekrar soğutulmamalıdır.

Dondurma besleyici midir?
Dondurma değişik besin öğelerini bünyesinde toplayan, besin değeri yüksek bir yiyecektir. Dondurmada protein, karbonhidrat ve yağın yanı sıra A, B, C, D ve E grubu vitaminlerle birlikte kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineraller de bulunuyor.

Donudurmanın çocuk açısından zararları nelerdir?
Süt ürünleri çabuk bozulan ve yararlılıklarını hızla yitiren gıdalardır. Bu nedenle homojenize ve pastörize edilmiş sütten üretilen hijyenik dondurma, yalanarak ya da küçük parçalar halinde yendiği takdirde, solunum ve sindirim organlarını olumsuz yönde etkilemez. Sağlıklı üretilmiş ve sağlıklı koşullarda saklanan bir dondurmanın çocuk açısından bir zararı olmadığını kabul ediyoruz. Ancak sağlıklı koşullarda üretilmemiş veya saklanmamış dondurmalar Salmonella enfeksiyonu saalgınlarına yol açabilir. Bu nedenle sağlık koşullarına uygun ortamda üretilen, gerektiği şekilde korunan ve sağlıklı ambalajlarda satışa sunulan dondurmalar tüketilmelidir.

Dondurma yedikten sonra boğaz ağrır mı, bu ihtimal çocuklar için daha mı fazla?
Dondurma yenilmesi neticesinde yumuşak damak, geniz bölgesi ve solunum yollarının üst kısmı soğuk ile en çok temas eden bölgeleridir. Soğuk bir gıda alımı sonrasında ağız içi sıcaklığında düşme olur ve bu sıcaklık farkları nedeniyle, boğazda normalde hazır bulunan bakteriler, vücut direncinin üzerinde olumsuz etki gösterebilir. Bu nedenle özellikle bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş çocuklarda, üst solunum yolları enfeksiyonları artabilir. Bununla birlikte dondurmanın üst solunum yolu enfeksiyonu sıklığını arttırdığına ilişkin dünyada yayınlanmış bilimsel bir bilgi yoktur, ancak hiç etkisinin olmadığına ilişkin de bilimsel bir bilgi yoktur. Bunun yanında boğaz bölgesinin soğuğa maruz kalmasının baş ağrısı sıklığını arttırdığına dikkat çeken yayınlar da vardır.
Genel olarak çocuğun astım, allerjik rinit, sinüzit gibi kronik bir hastalığı yoksa, dondurmanın boğazda ağrı, enfeksiyon, ateşlenme gibi sorunlara yol açmasını beklemiyoruz.

Bir çocuk donudurmayı en fazla ne kadar sıklıkta yemeli? Ne kadar yedikten sonra zararlı olur?
Dondurma sütten yapılmasına karşın basit karbohidrat dediğimiz şeker içermektedir. Aşırı tüketimi ishale neden olabilir. Enerji açığı olan, zayıf çocuklarda hergün tüketiminde bir sakınca yoktur. Enerji fazlasına ihtiyacı olmayan kilolu çocukların ise haftada 1- 2 kez tüketimi daha uygundur.

Dondurma satın alırken nelere dikkat edilmelidir?
Dondurmayı tüketirken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta, dondurmanın sağlık ve hijyen kurallarına uygun hazırlanmış olmasıdır. Özellikle dondurmanın yapıldığı sütün pastörize olması ve hazırlanırken mikroorganizmalarla bulaşmasının önlenmesi gereklidir. Süt mikroorganizmalar için çok iyi bir ortamdır. Özellikle yaz aylarında bakteriler daha kolay üreyebilmektedir. Bu nedenle çok kolay bozulur ve sağlığa zararlı bir duruma gelir. Bu nedenle açık satılan dondurmalarda dikkatli olunmalıdır. Paketlenmiş dondurmalar tercih edilebilir. Bu ürünlerde de dikkat edilmesi gereken saklama şekli ve son kullanma tarihidir.

Dondurmanın sindirimi hızlandıran bir etkisi var mı?
Sindirimi hızlandırıcı etkisi olduğuna dair hiç bir bulgu yoktur.

Dondurma çocuklarda şişmanlığa neden olur mu?
Fazla ve sık tüketimi şişmanlamaya yardım edebilir.

Peki çocuklara dondurma yedirelim mi, yedirmemiz mutlaka gerekli mi?
Hiç kuşku yok ki, çocuk beslenmesinde yeterli kalori ve protein alımı yanında yeterli kalsiyum alınması da önem taşımaktadır. Çocuklarda günlük kalsiyum gereksinmesi günde 800-1200 mg arasında değişir. Süt, peynir, yoğurt ve süt ürünleri en önemli kalsiyum kaynağı olarak kabul ediliyor. Bir büyük bardak süt (240 ml süt) 300 mg, 240 gr yoğurt 300-400 mg kalsiyum içerirken, bir adet paket dondurma (52 gr) ancak 70 mg kalsiyum içeriyor. Ayrıca yakın zamanda Amerikan Pediatri Akademisi'nin "Çocuklarda kalsiyum gereksinimleri" başlığıyla yayınladığı raporda, kalsiyum gereksinmesi için önerilen besinlerin arasında süt, yoğurt, peynir ve çeşitle sebze ve meyveler (brokoli, ıspanak, portakal, patetes) sayılırken, dondurma yer almıyor. Sonuç olarak dondurma da bir süt ürünü olmasına rağmen, çocuk beslenmesinde ve kalsiyum gereksinmesinin karşılanmasında ilk sıralarda önerilecek bir besin değildir. Bunun yerine sütün kendisinin ve yoğurdun önerilmesi hem daha doğru hem de daha ekonomik olacaktır. Ancak yaz aylarında süt tüketimi azalan çocuklarda katkı yapması amacıyla önerilebilir.
Uzm. Dr. Alper SOYSAL

20 Ağustos 2008 Çarşamba

İnsan neden iPhone için deli olur?


İnsan neden iPhone için deli olur?

iPhone diye delirdikleri, insanların günlerce sıralarda bekledikleri nedir?

Apple iPhone hakkında duymak isteyeceğimizden çok daha fazlasını geçtiğimiz bir ay içerisinde bol bol duyduk. Ama gerçekten, bu iPhone diye delirdikleri, insanların günlerce sıralarda bekledikleri nedir? Bu nasıl bir telefondur ki dünyayı değiştirsin, iletişim ve taşınabilir elektronik cihazların “Yeniden Diriliş”ini başlatsın? iPhone’u bu hafta enine boyuna incelemeye karar verdim!

Apple, bu telefonu 29 Haziran’da sadece ABD’de yayınladı ve operatör olarak AT&T’yi seçti. 8GB’lık modeli için AT&T ile 2 senelik bir kontrat imzalamanız karşılığında bu telefonu 600 dolara alabiliyorsunuz. Gerçekten Amerika’daki en pahalı telefon olmasa da, alması en “zahmetli” telefon olduğu kesin. Çarşamba günü Almanya’da Deutsche Telekom’un mobil operatörü T-Mobile, Apple ile anlaştığını ve iPhone’un 1 Kasım 2007’de 450 Euro fiyatla satacağını duyurdu. Avrupa’nın geri kalanı için bir haber yok, fakat Vodafone olması çok muhtemel gözüküyor. Eğer Vodafone’la anlaşılırsa, Türkiye’de bir şekilde satılması çok muhtemel. Küçük bir hesapla, plan olsaydı iPhone Türkiye’de en az 450 Euro, KDV eklenince 531 Euro, yani bugün 1000 YTL’ye yakın bir fiyatı olurdu. Plan olmadığına göre, özelliklerini de göz önünde bulundursak 1500 - 2000 YTL arasında bir fiyata satılmasını bekleyebiliriz. Apple IMC Türkiye’nın fiyat politikaları her ne kadar yumuşamış olsa da, piyasadaki en pahalı telefon olmasını engelleyemeyeceği kesin. Zaten bazı özellikleri için operatör tarafında bazı yazılımların kurulması gerektiğini de düşünürsek durum iyice belirsizleşiyor. Ama asıl sorunumuz, alamasak da, bir iPhone çıktı ve tüm dünya bununla sallanıyor, ve daha çoğu insan neden olduğunu bile bilmiyor.

Apple iPhone’da her zaman iyi yaptığı işi bu sefer çok iyi yapmış. Kolay kullanılan, göze inanılmaz hoş gözüken ve pazarlama uzmanlarının “wow effect” dediği, ilk gördüğünüzde ağzınızı açık bırakma özelliğine sahip. Bu “wow effect” denilen şey genel olarak iPod ve diğer Mac bilgisayarlarında da mevcut. Mac OS X’in hoplayan zıplayan animasyonları bir an insana “kesin bu aleti almalıyım!” hissiyatını yaşatabiliyor gerçekten. Arayüzleri mükemmel, içerisindeki fonksiyonları arasındaki uyum harika. Şeker gibi bir arayüzü var. Aslında çok çok yeni yaptığı gözüme çarpan iki şey var. Birincisi, çok noktalı dokunmatik bir ekranı var, bu da parmağınızla çok rahat arayüzü kontrol edebildiğiniz anlamına geliyor. Yani dokunmatik ekranı için diğer cep bilgisayarları gibi kaleme ihtiyacınız yok. Bu yüzden, kalın parmaklarımız için kocaman bir ekranı ve özel cam ekranı var. Gerçekten çok sağlam olduğu ve anahtarla bile çizilemediği söylenenler arasında. iPhone’un görünüşü diğer Apple ürünleri gibi mükemmel. Apple’ın yıllardır tasarım ekibinin başı, endüstriyel tasarım dehası Jonathan Ive gene klasik tasarım konseptlerini mükemmel bir şekilde uygulamış. Yuvarlak kenarlar, sade bir arayüz, mükemmel renk geçişleri ile bir bütünlük sağlıyor. Önyüzünde sadece bir tuş var, bu da “ev” tuşu. Sizi nerede olusanız olun bastığınızda ana ekrana döndürüyor. Bu yıllardır Palm’larda da bulunmakta, ama sadece bu tuşun bulunması güzel bir dizayn özelliği. Ses yükseltme, alçaltma tuşlarının altında, telefonu direk titreşime alan bir düğme var, ki bence bütün telefonlarda olması gereken bir düğme. Telefon açma kapama, numara çevirme ve klavye tamamen ekran üzerinden yönetiliyor.

iPhone’un özel kızılötesi sensörü sayesinde telefonu yüzünüze yaklaştırınca telefonun ekranı kapanıyor ve yanlışlıkla yüzünüzle telefondaki tuşlara basma sorunu yaşamıyorsunuz. Telefonun bütün özelliklerine ana sayfadaki (ya da ev ekranı) 16 tuşla erişiliyor. Fonksiyonlar birbirinden güzel ayrılmış ve işlevleri gayet net. Telefonu alan herkes çok çabuk telefonla neler yapabileceğini farkedebiliyor. Aslında iPhone ve aksesuarları hakkında anlatacak daha çok şey var ama zaten belki bu kadarı bile fazla. Ama arayüzdeki yenilikler, getirdiği bakış açısı ve animasyonlar olarak göze çok hitap eden bir ürün. Çok fazla eksiği olduğunu düşünenler olabilir, fakat iPhone yazılım güncellemeleriyle ilerde çok daha fazla özelliği barındıracağının sinyallerini bize veiyor. Bakalım ilerki günlerde diğer firmalar nasıl tepki gösterecek, hep beraber göreceğiz. Apple her ne olursa olsun, telefon dünyasını sonsuza kadar değiştirdi ve çıtayı çok çok yükseklere çekti.

SMS

Bildiğimiz tekst mesaj özelliği. Ama iPhone birisine attığımız mesajları bize sanki onunla bir konuşma yapıyormuş gibi alt alta koyuyor. Mac OS X’in iChat programı gibi ya da MSN Messenger gibi düşünebilirsiniz. Mesajlarınızı sanal klavyeyle yazıyorsunuz ve birisiyle daha önce yaptığınız mesajlaşmayı temizleyebiliyorsunuz.

YouTubeİster telefonun üzerindeki wi-fi kablosuz İnternet bağlantısıyla, ister EDGE ile GPRS üzerinden YouTube’un iPhone için özel olarak formatladığı videoları izleyebilirsiniz. EDGE üzerinden izlemesi çok zor. Yani sadece wi-fi bağlantısı olan bir yerde tavsiye ediliyor.

Telefon
Kontak bilgileri Outlook ve Mac OS X’in Mail programından otomatik olarak çekiliyor. Kontakları favori listenize ekleyebiliyorunuz ve hızlıca arayabiliyorsunuz. Dev telefon tuşlarıyla arama da yapabilirsiniz ama kontak’ların arasında gezmek çok daha eğlenceli.

E-Posta
Apple’ın çok övdüğü e-posta yazılımı çoğu yoğun mail kullanıcısı tarafından hiç beğenilmedi. Mesela Blackberry telefonlardaki kolaylıktan eser yok. Birçok e-postayı bir anda silmek, okundu işaretlemek gibi özellikler yok. Teker teker silip açmanız gerekiyor. E-posta’lar bilgisayarınızdaki gibi resimli olarak açılıyor fakat biraz bekleyerek.

iPod
Steve Jobs’un iPhone için dediklerinden birisi de “bugüne kadar yaptığımız en iyi iPod”. iPhone 4GB veya 8GB iki versiyonla geliyor, yani aslında bir iPod Nano. Sadece dev ekranı olduğu için dev ekranda harika bir video izleme keyfi yaşatıyor. Video izlerken ekranı yan tutuyorsunuz ve pil ömrü 2-3 film izlemeye yetecek kadar gidiyor!

Safari
Safari tarayıcısını telefona tam olarak gömen Apple, iPhone’da gerçekten bilgisayarınızdaki gibi bir sayfa gösterebiliyor ve ekrana bakmaya çalıştığınız sitenin tamamını sığdırıyor. Bir tekst okumak veya resme bakmak istediğinizde, üstüne parmağınızla çift tıklıyorsunuz ve o parçaya zoom yapıyor.

Notlar
El yazısı gibi bir yazı tipiyle istediğimiz kadar not girebiliyoruz. Windows Mobile telefonlardaki gibi ekrana birşeyler çizme ihtimalimiz yok. Fakat yeni bir not açacağımız zaman gördüğümüz sayfa çevirme efekti gerçekten çok şık.

Kamera
iPhone standard bir 2 megapixel telefon kamerasıyla geliyor. Flaşı ve zoom özelliği yok. Hatta bana sorarsanız fazla basitleştirilmiş. Sadece resim çekiyor. Video da çekemiyor. Çektiği resimler de sadece iyi ışık altında güzel çıkıyor. Apple’ın ilerde geliştirmesini beklediğimiz bir özelliği.

Haritalar
Google Maps ile harika bir entegrasyon. Aradığınız yeri haritada süper animasyonlarla işaretliyor, harika bir hızda gezmenizi sağlıyor. Yol bile tarif ediyor. Keşke bluetooth ile GPS alıcılara da bağlanabilseydi dedirtiyor sadece. Bazı şehirler için anlık trafik bilgilerini de gösterebiliyor. Böylece en hızlı rotayı seçebiliyorsunuz.

Resimler
Seçtiğiniz klasörleri albüm albüm listeliyor. Bir sonraki resme geçmek için parmağınızla resmi sağa iter gibi ekranda sağa itiyorsunuz. Çok güzel bir animasyonla diğer resme geçiyor. Yakınlaşmak mı istiyorsunuz? İki parmağınızı resmin üzerine koyup açıyorsunuz. Yakınlaşmak içinse “cimcik” hareketi dediğimiz parmakları yakınlaştırma var.

vatan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...