kivi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kivi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2012 Perşembe

Kivi neden bu kadar faydalı?



Kivi, içeriğindeki zengin besin değerleri sayesinde bağırsak hareketlerini düzenler ve uyku kalitesini arttırır. Besin değerleri göz önüne alındığında mucize meyve olarak anılmasına şaşırmamak gerekir.


En yüksek C vitamini kivide bulunur. Astıma ve öksürmeye iyi gelir. İtalya’da yapılan bir araştırma hafta 2-3 adet kivi tüketen çocuklarda öksürmede fark edilir bir azalma gözlemlenmiştir. C vitamini açısından hazine değerindeki bu meyve nefes darlığı ve astıma karşı çok etkilidir.
Tayvan Tıp Okulu tarafından yapılan bir araştırma kivinin bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve sindirimi kolaylaştırdığını göstermiştir. Uzmanlar hazımsızlıktan şikayetçi olan kişilerde 4 hafta kivi tüketiminin ardından sorunlarında % 45 oranında azalma tespit etmiştir.  Kivi aynı zamanda lif açısından da çok zengindir. 100 gram muzda 1.6 gram bulunan lif, kivide 3.4 gramdır. Bu sayede bağırsaklardaki iyi bakterilerin artmasına yardımcı olur.

Kivi, kolesterolü düşürür ve kalp rahatsızlıkları riskini ciddi ölçüde azaltır.

Bristol Üniversite tarafından yapılan bir araştırma da lif açısından zengin olan kivinin kolon kanserini önlemede başarılı olduğunu göstermektedir. Araştırmacılara göre bu lifler tarafından üretilen bir çeşit asit kansere sebep olan genlerin aktif hale gelmesini engellemektedir.





Uyku kalitesini de arttırıyor 
Yapılan araştırmalar kivinin uyku kalitesini arttırdığını göstermektedir. Yüksek miktarda kalsiyum içerdiği için uyumadan bir saat önce yenilen bir adet kivi daha rahat bir uyku çekmenizi de sağlar. Aynı zamanda ruh halinizi de canlandırmaya yardımcı olur.

Doğal aspirin Kivi

Kanı sulandıran yapısıyla kivi, bu özelliği nedeniyle doğal bir aspirin olarak bilinir. Yani günde 1 aspirin içmek yerine bir adet kivi tüketmek çok daha sağlıklıdır. Çok fazla sayıda aspirin almak önerilmemektedir. Nitekim bağırsak duvarına zarar verebilir. Günde bir adet kivi, mide ağrısı, bulantısı ve kanama gibi ilacın yan etkilerini uzak tutmaya yetecektir.

Kulak enfeksiyonlarından korunmak için de günde bir adet kivi yenilmesi önerilmektedir.
Kaynak ve daha fazlası:http://kisiselbakim.milliyet.com.tr

18 Şubat 2011 Cuma

Kivi Yetiştirme teknikleri - 1



Dünya nüfusundaki hızlı artış, var olan kaynakların optimum şekilde kullanımını zorunlu kılarken yeni arayışlar içine girilmesine de neden olmaktadır. Ülkemizin coğrafi konumu ve farklı iklim yapıları nedeniyle çok farklı ekoloji ve mikro klimalara sahip ender ülkelerden birisidir. Anadolu bir çok bitki türünün de gen merkezidir. Son yıllarda gelişen iletişim imkanları, tüketici ve üreticilerin yeni meyve türlerine karşı ilgisini artırmıştır.Kivi bunlardan biridir. Actinidia cinsi içerisinde yaklaşık olarak 60 tür bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de kitabımıza konu olan A. deliciosa’dır.
Kivi, anavatanı olarak kabul edildiği doğu ve güney Çin’de doğal ortamda kendiliğinden yetişmektedir. Doğal yetişme alanında erkek bitkiler çoğunluktadır. Bunun nedeni tohumdan çıkan bitkilerde erkeklerin oranı %70-80’olmasıdır. Bu nedenle doğa’da erkek bitkiler daha fazla bulunmaktadır. Dünya’da ilk kez kültüre alındığı ve ilk ticari bahçelerin tesis edildiği ülke ise Yeni Zelanda’dır. Actinidia üzerinde çalışmalar bütün üretici ülkelerde yoğun olarak devam etmektedir. Kültüre alınması 60 yıl gibi çok kısa bir süreyi kapsamaktadır. Dünya’da en fazla kivi İtalya başta olmak üzere Yeni Zelanda, ABD, Fransa, Şili ve Japonya’da üretilmektedir. Bunları Çin, İspanya ve Yunanistan izlemektedir. 
Türkiye’de kivi üretim çalışmaları 1988 yılında başlamıştır. İlk olarak Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından sahil bölgeleri ağırlıklı olmak üzere farklı ekolojilerde adaptasyon bahçeleri kurulmuştur. Yapılan bu çalışmalar sonucu başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Marmara ve Ege sahil bölgelerinin kivi yetiştiriciliğine uygun olduğu tespit edilmiştir.
Doğu Karadeniz bölgesi insanı ilk kez 1990’lardan sonra BDT ülkelerinden gelen turistlerin getirdikleri kivi fidanlarını alarak kiviyi tanımışlardır. Karadeniz bölgesinde kivinin tanınmasında özellikle Gürcü vatandaşların büyük katkısı olmuştur. O yıllarda ülkemize gelen fidanlar tohumdan üretilmişler ama aşılanmamışlardı. Bu yüzden 1990’larda dikilen fidanların büyük çoğunluğu meyve vermemiştir. Buna nazaran bölge insanının kiviye karşı ilgisi her geçen gün artmıştır.
2003 yılına kadar ülkemizde tesis edilmiş olan toplam kivi üretim alanı 5000 dekara yaklaşmıştır. Kivi bahçeleri daha ziyade Karadeniz sahil kuşağında yoğunlaşmıştır. Marmara bölgesindeki kivi bahçeleri büyüklükleri 10-40 dekar arasında olmakla birlikte, Karadeniz bölgesindeki bahçe büyüklükleri 0,5-3 dekar arasındadır. Bunun nedeni bölgede arazi darlığı ve üreticilerin tüm arazilerine kivi dikip risk almak istememeleridir.
Ülkemizde yılda 10.000 tonun üzerinde kivi tüketilmekte, bunun 2000 tona yakını ülkemizde üretilmektedir. Geriye kalan kısım Yunanistan, İtalya ve Yeni Zelanda’dan ithal edilmektedir. Fakat 2002 yılında Rize ilinin Ardeşen İlçesinden Yunanistan’a 40 tonluk bir ihracat gerçekleşmiştir. Bu da kivinin ülke ihtiyacını karşıladıktan sonra ihracata yöneleceğini göstermektedir. Dünyada milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya olduğu göz önüne alınırsa, önemli bir tarımsal potansiyele sahip olan Türkiye’de yaşayanların şanslı olduğu söylenebilir.
İnsanlarımızın eğitim düzeyi, ekonomik durumları ve beslenme alışkanlıkları değiştikçe, kiviye olan ilgileri artacak ve önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde 20.000 tonluk bir tüketimden söz edilebilecektir. Üretim alanının 10 yıl sonra 15.000 dönümün üzerine çıkacağı tahmin edilmektedir. Elbetteki bu üretim, ihracat açısından yeterli değildir. Daha fazla üretilmeli fakat 15-20 dekar fındık veya çay bahçesine sahip olan bir üreticinin arazisinin tümünü söküp de kivi dikmesini uygun görmemekteyiz. Kivi üretiminin bölgede gelişmesi, mono kültüre dönüşmüş olan üretimin çeşitlenmesi, iş gücü isteklerinin yılın farklı aylarına dağıtılmasını, uzun yıllar tek ürünle yorulan toprakların dinlendirilip ıslah edilmesini sağlayacaktır.
Kivi çok yıllık bir bitkidir. Dikildikten 3 yıl sonra meyve vermeye başlar. Çiçeklenmeden yaklaşık olarak 160-180 gün sonra meyveler hasat edilir. Dekar başına bitki yoğunluğu geleneksel dikimde 40, sık dikimde 80’e kadar varmaktadır. Kivi iyi drene edilmiş ve pH’sı 5,5-6,5 arasında olan toprakları tercih eder. Ayrıca kivi sık ve az miktarda sulanan bir bitkidir.
Ülkemizde kivi yetiştiriciliğinin geçmişi kısa olduğundan bu konuda yeterli bilgi birikimi yeni yeni oluşmaktadır. Özellikle kaliteli ve yeterli sayıda kivi fidanı üretiminin yetersiz oluşu, kivi bahçelerinin uygun biçimde terbiye edilip taçlandırılmaması, yaz ve kış budamalarının yanlış ve yetersiz yapılması, bahçelerde yeterli sayıda tozlayıcı erkek çeşitlerinin bulunmaması, seyreltme yapılmaması, uygun sulama sistemlerinin kurulmamış olması, bitki beslenme normlarının yeterince araştırılıp uygulanmaması, hasat olum kriterlerine yeterince uyulmaması başlıca sorunlar olarak belirtilebilir. Bu konuların çözümü Ziraat Fakülteleri, Araştırma kuruluşları ile Tarım Müdürlüklerindeki teknik elemanların üretici ile bire bir ilişki içerisinde çalışarak problemleri çözecekleri kanaatindeyim.


http://www.ziraatci.com/

Kivi (Actinidia) Yetiştiriciliği


Kivi (Actinidia) Yetiştiriciliği


KİVİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Anavatanı Çin olan kivi, ticari olarak 1940’lı yıllarda ilk kez Yeni Zelanda’da üretilmiştir. 1970’li yıllardan sonra diğer ülkelerde de yetiştirilmeye başlanmış ve hızla yayılmıştır.

Bugün dünyada kivinin en çok üretildiği ülke Yeni Zelanda’dır. İtalya ise dünyada kivi üretiminde 2. sıradadır. Fransa, Güney Afrika, İspanya, Japonya ve Yunanistan gibi ülkelerde de kivi üretimi yaygınlaşmıştır.

Ülkemizde kivi ilk defa 1988 yılında Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü ile Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nde denemeye alınmış ve deneme sonucunda kivi yetiştiriciliğine, iklim ve toprak yapısı bakımından Marmara ve Karadeniz bölgelerinin uygun olduğu tespit edilmiştir.

İthal etmek için milyonlarca dolar ödemek zorunda kaldığımız kivinin ülkemizde de yaygınlaşması için Ordu Tarım İl Müdürlüğü, 1994 yılında deneme üretimi çalışmalarına başlamış, müdürlüğün deneme fidanlığında damızlık olarak kullanılmak üzere bir kivi bahçesi tesis edilmiştir.

Kivi; sarıcılıcı, tırmanıcı, yaprağını döken, çok yıllık bir bitkidir. Vitamin ve mineral bakımından zengindir. C Vitamini kaynağıdır.

Kivi yetiştiriciliğinin yapılabileceği alanlar kışları ılık, yazları sıcak ve nemli yörelerdir. Baharda tomurcukların sürmesi ile birlikte oluşan genç sürgünler dona karşı çok hassastır.

Genel olarak kivi, derin ve süzek olan, kireçli olmayan topraklarda iyi sonuç verir. Ph’ı5,5 - 7.6 olan topraklarda iyi yetişir.

Kivi fidanı; Çelikle, Tohumla ve Doku kültürü ile üretilir. Ancak yaygın olarak kullanılan yöntem, çelikle üretimdir.

Çelikle üretim için, kivi çeliği; kışın Ocak-Şubat aylarında, yazın ise 15-30 Temmuz tarihleri arasında olmak üzere iki farklı zamanda alınır.Çelikler 2-3 göz, yani 15-20 cm olacak şekilde hazırlanır. 

Köklendirme hormonu olarak kışlık çelikte 2000 ppm naftalin asetik asit, yazlık çelikte ise 4000 ppm indol bütrik asit kullanılır. Çeliklerin dip kısmı keskin bir bıçakla düzeltilir. Köklenmeyi teşvik için çelikler bıçakla 3-4 yerinden, 5 mm uzunluğunda çizilir. Hazırlanan çeliğin dip kısmı yazlık çelikte 5 saniye, kışlık çelikte 10 saniye süreyle hormona batırılır. Hormonu kuruyan çelikler, köklerde çürüme olmaması için ayrıca, benlayt ile hazırlanmış sıvıya batırılır ve perlite dikilir.

Kışlık çeliklerde köklenme ortamında istenilen ısıyı temin etmek ve köklenmeyi teşvik etmek için alttan ısıtma sistemi kurulmalıdır. Isıtma yapılırsa köklenme oranı da buna paralel olarak yükselir. Ayrıca, 2 günde bir yapılacak sulama da çeliklerin köklenmesini hızlandırır ve perliti nemli tutar.

Perlit, yani köklendirme ortamı, 20-25° dereceye ayarlanır. Çeliklerin kurumasını önlemek için ortamdaki rutubet kontrol edilmelidir.

Yazlık çeliklerde sisleme yoluyla sulama yapılmalıdır. Sisleme sulama; yarım saatte bir 30 saniye süre ile uygulanır. Yazlık çeliklerde mevsim gereği ısıtmaya gerek yoktur.

Perlite dikilen çelikler 4-6 hafta içinde köklenir. Köklenen çelikler fazla bekletilmeden usulüne uygun olarak hazırlanmış toprakla doldurulmuş tüplere alınır. Can suyu verilir.

Köklenen çelikler doğrudan fidan üretim parseline dikilmek istenirse, toprağın tavında olması ve ortamın iyi hazırlanmasına özen gösterilir.
Dikim sonrasında ise sırasıyla; dikimin yapıldığı yerde yabancı ot kontrolü, fidanların sulanması, çapalanması, askıya alınması ve tepe alma işlemleri yapılır. Bu fidanlar yıl sonunda dikime hazır hale gelir.

Kivi fidanları sıra üzeri ve sıra arası 4 metre olmak üzere, 8 dişiye 1 erkek hesabıyla dikilir.

Kivi fidanı dikmek için, 40 santimetre derinliğinde, 50 santimetre genişliğinde fidan çukuru açılır. Çukur açılırken üst toprak bir tarafa, alt toprak bir tarafa konulur. Üstten çıkan toprak bolca yanmış çiftlik gübresi ile karıştırılır. Bu toprakla fidan çukurunun üçte ikisi bombeli şekilde doldurulur.

Dikilecek fidana kök tuvaleti yapılır, fidanın ezilmiş, kurumuş, zarar görmüş kökleri ayıklanıp temizlenir, sonra fidan bombenin üzerine oturtulur. Fidan çukurundan çıkan alt toprak, fidanın kök boğazına kadar doldurulur.

Toprağın köklere temas etmesini sağlamak için çiğnenmesi gereklidir. Dikim işi bitince fidanın yanına bir herek dikilerek fidan bu hereğe bağlanmalı fidanın tepesi üç göz üzerinden kesilerek, mutlaka can suyu verilmelidir.

Kivi tesisini tamamlamak için; zaman geçirilmeden bu fidanlara T sistemi yapılmalıdır. T sistemi yapılırken 2,5 metre boyunda direkler kullanılır. Direkler beton, ahşap veya demirden yapılabilir. Hazırlanan bu direkler, iki fidanın tam ortasına gelecek şekilde ve 50 cm’lik kısmı toprağa gömülerek dikilir. Direklerin tepesine konulacak T’nin uzunluğu, 1,5 metre olmalıdır. Hazırlanan bu direkler T’nin üzerine, 30 cm ara ile beş sıra tel çekilir. Bu teller 3-5 mm kalınlığında, çelik halat olmalıdır.

Kivi fidanı kendi haline bırakılırsa birden çok sürgün ile gelişmeye başlar. Çardak seviyesine çıkana kadar fidanı tek gövde olarak büyütmek gerekir. Bunun için en kuvvetli gelişen bir sürgün bırakılır, diğerleri kırılır.

Tellerin hizasına, yaklaşık 2 metre yüksekliğe, gelince bu sürgünün de tepesi kesilir. En üstteki iki gözün sürmesine izin verilir. Böylece T üzerinde iki tarafa kollar oluşturulur. Bu kolların uçları 1-1,5 metre uzayınca kırılarak yan dallar oluşturulmaya çalışılır.

Kivi; üçüncü yılından itibaren meyve vermeye başlar.
Kivi; Mayıs ayının ikinci yarısında çiçek açmaya başlar. Dişi kivi çiçeğinin, dişicik tepesi çok belirgin, erkek püstülleri çok azdır. Erkek kivi çiçeğinin ise püstülleri çoktur, dişicik tepesi ise dumura uğramıştır. Açan çiçekler geç ilkbahar donlarından zarar görmez. Döllenmeyi artırmak ve meyve tutumunu çoğaltmak için bahçede bir iki arı kovanı bulunmalıdır.

Kivi geniş ve çok yapraklı bir bitkidir. Bu nedenle fazlaca su tüketmektedir. Su noksanlığı başladığı zaman bitkinin yaprakları cansızlaşır, kıvrılır ve solma eğilimi gösterir. Ağaç üzerinde meyve varsa buruşmaya başlar. Yağışın yetersiz olduğu Temmuz-Ağustos aylarında, bitkide böyle bir durum görülürse, haftada bir iki defa sulama yapılmalıdır.

Meyve kalitesini yükseltmek ve pazar değerini artırmak için Haziran sonu, temmuz başlarında meyvenin sık olduğu dallarda, bir salkımda en fazla bir iki meyve olacak şekilde seyreltme yapılmalıdır.

Kivide hasat zamanının gelip gelmediği Refrektometre adlı optik alet ile tespit edilir. Meyvenin kuru madde oranı %7,5-9 olduğu zaman kivi hasat edilebilir. Daha erken hasat edilirse meyvenin kalitesi ve pazar değeri düşer.

Hasat; meyve sapı ağaç üzerinde kalacak şekilde, elle koparılarak yapılır. Kivi hasadı, iki defada yapılabilir. Önce irileşmiş meyvelerin hasat edilmesi ile bitkide kalan küçük meyvelerin beslenip irileşmesi sağlanır.

Hasat edilen meyvelerin paketlenmesinde, ağaç ve karton kutular kullanılır. Temin edilme imkanı varsa kivi meyveleri, kutulara viyoller içinde yerleştirilir. Üzerine, su ve ağırlık kaybını önlemek amacıyla, plastik film örtülür. Bundan sonra meyve pazara sunulur.

Toplanan meyveler oda sıcaklığında iki ay süre ile korunabilir. Meyve daha sonra satılacaksa soğuk hava depolarında muhafaza süresi 5 aya kadar çıkabilir. Meyveler, eksi 1,5 derecenin altıda donarak soğuktan zarar görür. Bu nedenle,depolama sıcaklığı 0,5° derece civarında tutulur. Depolardaki nem oranı, %90 civarında olmalıdır. Depolama sırasında nemin düşük olması meyvelerde ağırlık kaybına yol açar. Depolamada, ambalajlamaya gerek yoktur, ürün, kasa veya sandıklara konarak muhafaza edilir.

Depolama sırasında meyvelerin çıkardığı etilen gazı olgunlaşmayı hızlandırır. Bu gazı dışarı atmak için depo, günde 2 saat havalandırılır. Ayrıca kivi meyvesinin saklandığı depoda, başka bir meyve depolanmamalıdır.

Hasat edilen meyveler hemen yenecek durumda değildir. Yeme olgunluğuna gelmesi için belli bir sürenin geçmesi gerekir. Kivi normal şartlarda, oda sıcaklığında 15-20 günde olgunlaşır. Evlerde meyveleri olgunlaştırmak için naylon torba içinde 15-20 adet kivi meyvesinin yanına 1 adet elme koyulur. 2 gün bekletilen elma torbadan çıkarılır. 8-10 gün içerisinde kivi meyvesi olgunlaşır, yenecek duruma getirilir.
Hasat yapıldıktan sonra, bitki yaprağını dökünce kivi bahçesinde budama işlemi yapılmalıdır. Budama yapılırken o yılın meyve veren dalları ile birbirine örülmüş kıvrılmış dallar kesilir. Ana çatının zarar görmemesine özen gösterilir. Ertesi yıl meyve verecek sürgünlerin uçları ise 12-13’üncü göz üzerinden kesilir.

Kivi meyvesi diğer meyve türlerinden farklı özelliklere sahip olması nedeniyle, tüketim ve kullanım alanları da oldukça çeşitlidir.

Kivi; taze olarak tüketildiği gibi pasta, kek, dondurma, reçel, marmelat, konserve ve çay yapımında da kullanılır.

Kaynak: Tarım Bakanlığı Yayınları


Kivinin Faydaları



Dışı kahverengi içi yeşil. Küçük ama bir o  kadarda marifetli. Neden mi bahsediyorum. Tabiki kividen bahsediyoruz. Kivinin sağlık açısından pek çok yararı mevcut. A ve C vitaminleri ile potasyum açısından çok zengin bir meyve olan kivi, ayrıca kalsiyum, demir ve magnezyum gibi mineraller açısından da zengindir. Besleyici değeri yüksek bir besin olan kivinin bir tanesi ile günlük A ve C vitamini ihtiyacı karşılanabilmektedir.
Kivinin Faydaları: Lif açısından da zengin bir besin olan kivi bağırsakları çalıştırarak sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler. Vücudu ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Nezle ve grip gibi soğuk algınlıklarına iyi gelir. Nefes açıcı etkisi ile astımlılara faydalıdır. Başta göğüs kanseri olmak üzere, kanser oluşumuna ve ilerlemesine karşı koruyucudur. Kan basıncını dengeler. Tansiyonu ve kandaki kolesterol oranını düşürür. Karaciğeri çalıştırır ve kanı temizler. Kansızlığa ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Yaşlanmanın ciltteki belirtilerini azaltır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...