16 Eylül 2011 Cuma

Bir çılgın proje daha: Marmara Ring


Bir çılgın proje daha: Marmara Ring


İstanbul için çılgın bir proje daha hazırlanıyor. Marmara Denizi'nin çevresini dolaşacak hızlı tren Marmara Ring ile İstanbul Çanakkale arası 40 dakikaya inecek. Bu proje hayata geçirilirse Çanakkale'de boğaza nazır bir evde oturan bir kişi İstanbul'daki işine kısa sürede gidebilecek.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimöncesinde açıkladığı çılgın proje "Kanalistanbul"un heyecanı bitmeden yeni,  bir proje daha gündeme geldi. Hızlı trenle Marmara'daki 12 ili birbirine bağlamayı hedefleyen projenin adı; "Marmararing"… Projenin sahibi ise Kanalistanbul projesi için gösterdiği ilgi ve verdiği tekliflerle adı çılgın mimara çıkan Serdar İnan.

Çanakkale-İstanbul Arası 40, Bursa-İstanbulArası 30 dakikaya İnecek

Bu projenin hayata geçirilmesi durumunda İstanbul'un ulaşım sorununun kökten çözüleceğini kaydeden Mimar İnan, şunları söyledi:

"Çok hızlı bir şekilde bütün Marmara'yı dönebilecek. Marmara'daki en uzak alana, en uzak yere, en uzak durağa 1 saat içinde ulaşabilecek. Çanakkale Boğazı'nda yaşayacaksınız, 40 dakika sonra İstanbul'daki işinize geleceksiniz. Bursa'da yaşayacaksınız 30 dakika sonra İstanbul'a gelebileceksiniz. İstanbul bu anlamda genişleyecek" diye konuştu.

Projenin hareket noktasını İstanbul'un Tekirdağ ve Kocaeli'ye doğru yatay genişlemesini durdurup, ulaşımı rahatlatmak oluşturuyor.

Mimar Serdar İnan, "Şimdi İstanbul lineer biliyorsunuz. Doğu-Batı anlamında lineer yerleşmiş bir şehir. Bir ring mantığına da oturamıyor doğal yapısından dolayı. Bu anlamda da trafik sorunları çözülmüyor, çözülemiyor veya çok büyük maliyetlerle ancak çözülebiliyor. İşte İstanbul'u bütün Marmara'ya taşıyabilirsek, bu anlamda trafiği de rahatlatabiliyoruz" şeklinde konuştu
MALİYETİ 3 MİLYAR DOLAR
Bu projenin maliyetinin 3 milyar dolar civarında olacağı tahmin ediliyor. İnan, Marmararing'in finansmanı konusunda endişeli değil.

Mimar İnan, "Bunun finansmanını da çok da rahat bulabiliriz. Mart ayında bununla ilgili Fransa'da bir fuara gideceğiz. İstanbul projelerine finansman arayışında olacağız. Finansmanı da bulduğumuz zaman devletimizle de bunu paylaşacağız" diye konuştu.

Proje Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a sunulmayı bekliyor.

TRT Haber

Anne babalara önemli uyarı

Anne babalara önemli uyarı


Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, okul öncesi ve ilköğretimdeki öğrencilerin kullandığı renkli kalem, silgi, boya, oyun hamuru, çanta gibi ürünlerde bulunan tehlikeli kimyasal maddelerin birçok hastalığa neden olduğunu belirterek, bu ürünlerin satışları konusunda denetimlerin arttırılmasını istedi.

Kızılay’daki Karamürsel Mağazası önünde toplanan ve ellerinde döviz taşıyan bir grup dernek üyesinin slogan atmasının ardından basın açıklaması yapan Çakar, gelecek hafta okulların açılmasıyla birlikte okul giysilerinin bir iki mağazada satışa sunulmasının velileri ekonomik sıkıntıya soktuğunu söyledi.

Okul servis araçlarında çocukların güvenliğine uygun olmayan hizmet verildiğini savunan Çakar, "Örneğin ilköğretim okul öğrencilerini taşıyan servislerde rehber öğretmen bulunması gerektiği halde bazı servis araçlarında bulundurulmadığı görülmüştür. Yönetmeliğe uygun olmayan şoför çalıştırıldığı görülmüştür" dedi.

Cinsel gücü artıran ilaç var mı?

Cinsel gücü artıran ilaç var mı?


Geçen hafta sonu Bodrum’da yaşadığım bir olay beni çok güldürdü. Olay şu… Birlikte yolculuk ettiğimiz altmışlı yaşların ortalarındaki bir “ağabey” ve “dost”, bindiğimiz arabayı birden bire yolun sağına park ettirdi ve kenardaki dikenli kaktüslere doğru koşmaya başladı. Biraz sonra elleri diken içinde birkaç “Frenk inciri meyvesi” ile dönünce anlatmaya başladı: “Doktorcuğum biliyor musun bundan daha güçlü bir cinsel güçlendirici yokmuş!”

Bazı yiyeceklerin cinsel gücü arttırabildiği düşüncesi insanlık tarihi kadar eski bir hikâyedir ve özellikle Avrupa ve Asyalı erkekler arasında bu tür efsaneler çok yaygındır.

Mesela AVOKADO bunlardan biridir. Bir hastamdan avokado meyvelerinin ağaçlarda ikili, yani çift çift büyümeleri nedeniyle erkek yumurtalıklarına benzetildiğini bile duymuştum. Bugün de pek çok erkek cinsel gücü arttırdığını düşünerek sık ve bol avokado yemeye devam ediyor! Oysa yüksek enerjili bir meyve olması dışında avokadonun kanıtlanmış bir cinsel güç arttırıcı özelliği yok!İNCİR ve NAR da cinsel gücü arttırdığı için yenebilen meyveler.

Bizde çok yaygın kullanılan cinsel güçlendiricilerden biri de sanırım ceviz. CEVİZ folik asit, omega-3, magnezyumdan zengin, kalorisi yüksek bir yiyecek. Köy ve kasabalarımızda “ballı-muzlu” ceviz hala bu amaçla yenmeye devam ediliyor. Sağlıklı olduğu için cevizi az ve sık sık yemekte fayda var ama elimizde cinsel gücü arttırıp arttırmadığı konusunda kesinleşmiş bir veri yok.

VE DİĞERLERİ… 

Cinsel gücü arttırdığına inanılan daha pek çok yiyecek-içecek var. Böyle bir liste yapanlar listeye bal, muz, havuç, kırmızıbiber, çikolata, çilek, karides, istiridye gibi yiyecekler de sık mutlaka eklerler.

Listeyi biraz daha sofistike hale getirip “kadınlar için ayrı erkekler için ayrı” güçlendiriciler önerenler bile var. Örneğin hardal, ayçiçeği çekirdeği, bezelye, badem, ceviz, istiridye, kekik, nane, maydanoz, şalgam, kuşkonmaz erkekler için; ahududu, tarçın, çilek, çikolata, karidesin kadınlar için daha güçlü cinsel uyarıcılar uyarıcı diye yazanlar olmuş!

BİR FAYDA OLABİLİR Mİ?

Ne yazık ki bu önerilerden hiçbirinin bilimsel bir karşılığın yok! Cinsel gücün temelinde genel sağlığınızın iyi olup olmaması, ruhsal durumunuz ve hormonal süreçlerinizin düzenli çalışıp çalışmadığı gibi faktörlerin esas belirleyiciler olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Kötü ve dengesiz beslenen, göbek büyüten, uyku sorunları olan, stresini yönetemeyen, hareketsiz, tembel, hımbıl, endişeli, depresif, sık öfkelenen, çok içki kullanan, sigaranın birini söndürmeden birini yakan biriyseniz cinselliğiniz bunlardan tabii olarak olumsuz yönde etkilenecektir. Ayrıca hormon seviyeleriniz yeterli değilse ne yerseniz yiyin cinsel gücünüzde herhangi bir düzelme olmayacaktır. Eğer sağlıklı bir cinsel yaşamınız olmadığını düşünüyorsanız bu konuda uzmanlaşmış doktorlardan erkekseniz ürologlar, kadınsanız kadın sağlığı uzmanlarından yardım istemenizi öneririm. 

PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU 
http://www.osmanmuftuoglu.net/

Domates prostatı korur mu?


 Domates prostatı korur mu?

PROF. DR.  OSMAN MÜFTÜOĞLU
Yukarıdaki soruyu “Evet!” diye yanıtlayabilirsiniz.

Domatesi daha fazla yiyen erkeklerde prostat kanserinin daha seyrek görüldüğünü bilimsel anlamda ilk kez kanıtlayan Harvard Tıp Fakültesinin araştırmacılarından Dr. Edward Giovannucci’dir. Edward Giovannucci, 1995’te kırk sekiz bin erkek üzerinde yaptığı araştırmada fazla miktarda domates yiyen erkeklerde prostat kanseri riskinin azaldığını gösterdi. Sonraki çalışmalar bu bulguları doğruladı: Domates ve domates ürünlerinin (ketçap, salça, domates çorbası, domates suyunu, domatesli sosları) fazla miktarda tüketmek erkekleri prostat tümörlerinden korumada ciddi ölçüde işe yarıyordu.


Sonraki çalışmalar bol ve sık domates yemenin yalnızca prostat değil akciğer, mide, kalın bağırsak, meme kanserini önlemede de işe yaradığını gösterdi. Domates bu başarısını içinde bol miktarda bulunan “LİKOPEN” isimli karotenoide borçluydu.

Likopen mucizesini ilk kez 2003’te yayınlanan “YAŞASIN HAYAT” kitabımda gündeme getirdim ve ona “KIRMIZI MUCİZE” adını sanırım ben verdim!

DİĞER FAYDALARI DA ÖNEMLİ

Daha sonraki incelemelerde likopenin bizi yalnız kanserden değil daha pek çok hastalıktan da koruyabileceğini gösterdi. Domates tüketenlerde vücuttaki likopen miktarı artıyor ve bu durum örneğin “koroner kalp hastalığından korunmada” da işe yarıyordu. Likopen LDL’nin damar duvarını hastalandıran oksitlenmiş LDL’ye dönüşmesini önlüyordu.


Domatesin ve likopenin marifetleri prostat ve kalp sağlığı ile de sınırlı değil. Domatesin kendisi, salçası, çorbası ya da suyu düzenli içilirse cildin güneşten korunma gücü de artıyor, dolayısıyla cilt yaşlanması önemli ölçüde yavaşlıyor. Kısacası domates ve ürünleri dolayısıyla likopen neredeyse bir “cilt güzelleştiricisi” gibi çalışıyor cildi güneşten koruyor, güzellik ve kıvam veriyor. (Bir çalışma her gün 40 gram domates salçası yemenin cildi kızartan güneş ışınlarının etkisini %40 arttırdığını yani güneşin güzelleştirici yönünü (!) daha çok açığa çıkardığını gösterdi.)

Kısacası domatesten ve domates ürünlerinden herkesin her yaşta daha fazla yararlanması lazım. Domatesin sağlık gücü yalnızca likopenden zengin olmasıyla da sınırlı değil. Domateste bol miktarda potasyum, B-3, B-6 vitaminleri de var. Posadan da çok zengin.  Kalorisi düşük bir yiyecek olduğu için kilo korumada da oldukça önemli bir besin.

NE YAPMALI?

Domatesteki likopen yağda eriyen bir madde. Dolaşım sistemine geçebilmesi için biraz yağ ile birlikte alınması lazım. Herhangi bir işlem görmeden azıcık ısıtılmadan, bir miktar yağla temas ettirilmeden ve de “hırpalanmadan” (!) yendiğinde domatesteki likopen kana yeteri kadar karışamıyor. Bu nedenle domatesi ve ürünlerini ezerek, ısıtarak ve birkaç damla zeytinyağı ile karıştırarak yemekte fayda var.

Önemli bir nokta da şu: Likopen vücutta iyi depolanan bir karotenoid değil. Domates ürünlerini düzenli tüketmezseniz kandaki likopen düzeyi çok çabuk azalıyor. Bu nedenle domates salçası, domates çorbası, ketçap, domatesli soslardan düzenli olarak faydalanmanın bir yolunu bulmalısınız.

DOMATES TÜKETİRKEN…

Küçük domatesleri tercih edin. Chery domateslerin likopen içeriği büyük domateslerden daha fazla oluyor:

Genel bir kural olarak bir meyve ya da sebzede kabuğun meyvenin-sebzenin içine oranı ne kadar fazla olursa antioksidan gücü o oranda artıyor. Küçük domateslerde “kabuk/iç oranı”  kabuğun lehine!

İşlenmiş domates ürünleri daha faydalı. Yemeğe konulan salçadan, domates çorbasından, yiyeceklere eklenen ketçaptan ya da hafifçe ısıtılmış domatesteki likopenden vücut daha iyi, daha çok yararlanıyor.

Likopen yağda eriyen bir madde. Bu nedenle ısıtılmış domates ve domates ürünlerinin üzerine makul miktarda sızma zeytinyağı eklemekte fayda var.

Kansızlık erkeklerde daha tehlikeli


Kansızlık genç kız ve kadınlarda sık rastladığımız bir problem. Özellikle 15-20 yaş dönemindeki genç kızlarla, sık doğum yapan genç hanımlarda kansızlık, bilhassa demir eksikliğine bağlı kansızlık problemi ile sık karşılaşırız ve bu bizi pek şaşırtmaz. Nedeni de genç kız ve hanımların periyodik dönemlerle hamileliklerde kaybettikleri demiri zamanında ve yeteri kadar yerine koyamamalarıdır. Vejetaryen hanımlarda hele bir de sık sık bilinçsizce diyet yapıyorlar veya yeteri kadar et yemiyorlarsa kansızlık kaçınılmaz bir neticedir.

Ama erkeklere gelince durum farklıdır. Kansızlık erkeklerde seyrek rastlanan bir sorundur ve çoğu zaman önemli, ciddi, tehlikeli bazı hastalıklara işaret eder.

Herhangi bir yaşta ama özelikle orta ve 50’li yaşlarda erkeklerde demir eksikliğine bağlı kansızlık akla önce kanser ya da gizli kanama gibi bir problemi getirir. Ayrıca böbrek yetmezliği gibi kronik bazı sağlık sorunlarında da kansızlık sık görüldüğündenkronik hastalıklar yönünden de araştırmalar yapılır. Özellikle ülser, kalın bağırsaktaki damarsal problemler, hemoroit, kolit ve bazen de kolon kanseri nedeniyle oluşan ve pek de dikkati çekmeyen kanamalar kansızlığa yol açabilir. Gözden kaçanromatizmal bir hastalık, kronik bir iltihabi problem de kansızlıkla neticelenebilir.

Kısacası erkeklerde kansızlık sorunu ile karşılaşıldığında dikkatli ve özenli bir araştırma yapmak şarttır. Özellikle kilo kaybı da varsa çok daha dikkatli olmak gerekir.

Kansızlığın, halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, ufak çabalarda nefes nefese kalma ve çarpıntı problemi yaşama, uyku eğilimi ya da uykusuzluk, unutkanlık, saç ve tırnak sorunları, cilt solukluğu gibi işretleri olduğunu bir kenara not etmenizde fayda var. 
PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...