ekinezya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekinezya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2012 Cumartesi

Kışın favorisi ama alırken dikkat


Kışın favorisi ama alırken dikkat




Grip ve nezle gibi kışın sık görülen hastalıklara karşı vücut direncini artırmak için ekinezya, tıbbi nane, melisa, adaçayı ve dağ çayı öneriliyor.



Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tıbbi Bitkiler Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Kan, kış çayı olarak kullanılan tıbbi ve aromatik bitkilerin; mevsim değişikliği ve soğuk kış günlerinde azalan vücut direncini güçlendirdiğini söyledi.

Ancak bu bitkilerin gelişigüzel satın alınıp tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Kan, doğru özellikteki bitkinin tercih edilmesi için bazı noktalara dikkat edilmesini önerdi.

BU YILIN HASADI OLMALI

Eczane ya da aktarlardan alınan bitkilerin üzerinde, öncelikle, “bitki ismi ve üretici sertifikası” bilgilerinin yer almasına dikkat edilmesini isteyen Kan, şunları kaydetti:
“Kış çayı olarak kullanılacak bitki, mutlaka bu yılın hasadı olmalı... İkinci yılında da kullanılabilir ancak hasadının üzerinden 2'den fazla yıl geçmiş olan bitkiler tüketilmemelidir. Çünkü, hasadının üzerinden 2 yıldan fazla geçmiş olan tıbbi ve aromatik bitkiler özelliğini kaybeder. Ayrıca, yanlış şekilde kurutulmuş bitkilerde aflatoksin üremektedir. Bu nedenle kış çaylarında usulüne uygun kurutulmuş bitkiler kullanmak çok önemli. Aflatoksinli bitki çayları ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Grip ve nezle gibi kışın sık görülen hastalıklara karşı vücut direncini artırmak için ekinezya, tıbbi nane, melisa, adaçayı ve dağ çayı öneriyoruz. Bu bitkiler tek başlarına olduğu gibi birbirleriyle karıştırılarak da tüketilebilir. Düzenli olarak sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 çay bardağı tüketilmesi idealdir.”

KAYNATMAYIN DEMLEYİN!

Doç. Dr. Yüksel Kan, kış çaylarının demleme şeklinin de itina istediğini belirterek, “Bu bitkiler, tıpkı siyah çay demler gibi demlenmelidir. Yani bitki, kaynama işlemi bitmiş suyun içine bırakılmalıdır. Kaynatmak ise kesinlikle yanlıştır. Sıcak suyun içine atılıp 3-5 dakika bekletilen bitki, daha sonra demleme kabından süzülerek alınmalıdır” dedi.

Kış çaylarının, immün sistemini geliştirerek grip ve benzeri hastalıklara sebep olan mikroplara karşı vücudu koruduğunu aktaran Kan, bu çayların vücuda çeşitli şekillerde alınan toksiklerin de atılmasını sağladığını sözlerine ekledi.

AA

23 Kasım 2011 Çarşamba

Öksürüğe bronşit macunu hırıltıya çörek otu yağı



Öksürüğe bronşit macunu hırıltıya çörek otu yağı
Kış geldi, hastalıklar başladı. Güçlü bir bağışıklık sistemi için kış çayı içip kuru öksürüğü deniz kadayıfıyla kesebilir misiniz? Burun tıkanıklığını okaliptüs yağı giderir mi? İsveç Şurubu yaraları iyileştirir, gribi geçirir mi? Aktarlar soğukla mücadele için türlü türlü karışımlar hazırladı. Peki bu reçetelere uzmanlar ne diyor? İşte yanıtları... 
ASLI GÜR / aslid@stargazete.com
Yıllardır kış aylarında kimi zaman hastalıklardan korunmak kimi zaman da etkilerini azaltmak için başvurduğumuz bitki çayları her ne kadar geleneksel hale gelse de artık farklı karışımlar denenmeye başlandı. Aktarların birkaç bitkiyi karıştırarak hazırlandığı yeni çayların ya da toz karışımların kiminin gribe iyi geldiği kiminin vücut direncini artırdığı kiminin ise öksürüğü kestiği iddia ediliyor. Peki bu yıl bizi hangi yeni bitki çayları ve karışımlar bekliyor? 
Aktar Ali Süzme bu kış, hastalıklarla daha iyi mücadele etmek için beş farklıkarışım önerdiklerini belirtiyor. Son zamanlarda en çok ‘kış çayı’ adlı karışımı sattıklarını belirten Süzme, bu çayı grip ve nezleye karşı hazırladıklarını anlatıyor: “Kış çayı bağışıklık sistemini güçlendiriyor, üst solunum yolu enfeksiyonlarına iyi geliyor. İçinde ıhlamur, ekinezya, zencefil, zerdeçal, kuşburnu, hibiskus, tarçın, hatmi, adaçayı, ayva yaprağı, tane karabiber ve kakule var. Bunlar iki-üç dakikakaynatıldıktan sonra 10 dakika demlenmeli ve bal ya da limonla tatlandırılarak tüketilmeli. Hamileler, emziren anneler ve bebekler dışında herkes içebilir.”
Kışın peşimizi bırakmayan kuru öksürük için ise Ali Süzme, deniz kadayıfı bitkisini öneriyor. Deniz kadayıfı, süt ya da ıhlamurla kaynatıldıktan sonra süzülüyor. Bu çayın günde üç kez içilebileceğini belirten Süzme, mayalı bir bitki olduğu için içmeden önce çok bekletilmemesi konusunda uyarıyor. 
Öksürüğe bronşit macunu
Kış aylarında özellikle çocukların en çok şikayet ettiği rahatsızlıkların başında burun tıkanıklığı geliyor. Bunun için okaliptüs ve çörek otu yağını öneren Süzme, kullanımı konusunda uyarıyor: “Sıcak su buharına 15-20 damla damlatılan okaliptus yağı burun tıkanıklığına iyi gelir. Göğüs yumuşatıcı olarak da çörek otu yağı haricen göğüs bölgesine sürülebilir. Ayrıca öksürük için bu yıl bronşit macununu öneriyoruz. İçinde kestane balı, karadut pekmezi, andız pekmezi, çörek otu tozu, zencefil tozu, meyan kökü tozu, turp ve ısırgan tohumu var. Yetişkinler iki tatlı kaşığı, küçükler ise bir tatlı kaşığı yiyebilir.” 
Şurubu buldu attan düşüp öldü
Son günlerde İsveç Şurubu’nun da çok tercih edildiğini belirten Süzme şurubun ilginç bir hikayesinin olduğunu anlatıyor: “Şurubun formülü İsveçli Dr. Samst’ın ölümünün ardından bıraktığı notların arasında bulunmuş. Dr. Samst, 104 yaşındasağlıklı bir kişiyken attan düşerek ölmüş. Bu iksirini Avusturyalı Mari Trben, 1980’li yıllarda tanıtmıştı. Şurubun içinde kakule, melekotu kökü, mira, safran, sarısabır, sinameki, tarçın gibi pek çok bitki var. İki çeşidi var. Bunlardan biri Türkiye’de de elma sirkesiyle üretilen alkolsüz İsveç şurubu, diğeri ise içinde alkol bulunan ve İsveç’te üretilen. Boğaz ağrısı, soğuk algınlığı gibi pek çok hastalığa iyi gelir. Ciltte oluşan yaralara ise sadece yurtdışında üretilen alkollü İsveç şurubu etkilidir. Hamile, emziren kadınlar, 10 yaşın altındaki çocuklar şurubu içerek tüketmemeli. Kalp, tansiyon ve şeker hastaları da bu iksiri kullanabilir.”
Hangi bitki gerçek bilmiyoruz
Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı ve STAR PAZAR yazarı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, kış çayının içindeki bitkilerin hangi oranda kullanıldığının çok önemli olduğuna dikkat çekiyor: “Bu karışımın kaynar su içerisinde iki-üç dakika kaynatılması öneriliyor. Aksi halde içerisindeki uçucu bileşenler kaybolur. Kuşburnunun içindeki C vitamininden dolayı kaynatılmamalı. Deniz kadayıfı ise fazla kullanılırsa yangıyı tetikleyebilir. Bronşit macunu kaliteli malzemelerle hazırlanırsa yararlı olabilir.”
Soğuk algınlığı için bilinen çayların dışında önerilerde bulunmanın önemli olmadığını da belirten Yeşilada, eylül-ekim ve ocak-şubat aylarında doğal bağışıklık kazandırıcı ürünlerin düzenli olarak kullanılarak direncin artırılmasını öneriyor: “Boğazınızda yanma hissettiğinizde adaçayı gargarasıyla önlem alabilirsiniz. Güniçinde adaçayı, ıhlamur, okaliptüs yapraklarıyla hazırlanan çay içilebilir.”      
Baharatları sofrada bulundurun
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Nafiz Karagözoğlu ise hiçbir karışımın özeltedavi yerine alternatif olarak düşünülmemesi gerektiğini savunuyor: “Hareket, düzenli uyku, stres kontrolü çok önemli. Bilinen bitki ve baharatları az az soframızda bulundurmalıyız. Ihlamur, papatya, yeşil çay, adaçayı, rezene, nane, kekik, tarçın gibi bildik tatları dönüşümlü olarak kullanmak faydalı. Bal, pekmez içeren karışımlar şeker hastaları için risk içerir. Ayrıca alerjik hastalıklara sahip olanlar, kalp ve damar sorunu bulunanlar için karışımlar hayati sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hastalık şikayeti olduğunda doktora başvurulmalı. İsveç Şurubu ise sanıldığı gibi her derde deva değil. Alerjik reaksiyon ihtimali taşır. Alkol içeriği nedeniyle epilepsi hastaları ile beyin hasarı olan kişilerin kullanması önerilmez.” 


http://www.stargazete.com/

19 Nisan 2011 Salı

Bağışıklık güçlendirici süper besinler

Bağışıklık güçlendirici süper besinler

Özellikle kış enfeksiyonları grip, nezle ve bronşitle sağlam bir bağışıklık sistemi olmadan mücadele etmek çok zor. İyi beslenmek güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın ilk adımı, en önemli belirleyicisi. Ayrıca bazı besinler diğerlerine göre daha güçlü bağışıklık desteği sağlıyor. Eğer besinleri bağışıklık sistemine verdikleri güç bakımından gruplandırmak gerekirse ilk 10'a şunlar giriyor... 

YOĞURT: Probiyotik bakteriler, hayvansal proteinler, D ve B vitaminleri, kalsiyum ve diğer vitaminlerden zengin yapısı, içindeki omega-3 gibi süper yağlarla birleşince, yoğurt otomatik olarak birinci sıraya yerleşiyor. 

KEFİR: Kefir tam bir “probiyotik bombası” gibi çalışıyor. Denilebilir ki; “bilinen en güçlü, en etkili bağışıklık güçlendirici içecek” o! Kefirin tadı başlangıçta güzel gelmese de ısrar edin, tekrar tekrar deneyin. Zamanla alışacaksınız. Meyveli kefir içeceklerinden de faydalanmayı düşünebilirsiniz. 

BALIK: Omega-3 yağlarından zengin yapısı, kaliteli proteinlere sahip oluşu, D vitamini, fosfor ve kalsiyum zenginliği “bağışıklık dostu besinler” sıralamasında balığı üçüncü sıraya yerleştiriyor. Özellikle küçük (bebek değil) ve soğuk sularda yetişen balıkları tercih edin. 

SEBZELER: Bağışıklık güçlendirici sebzelerin en önemlileri sarımsak ve soğandır. Bu ikiliyi mantar, ıspanak, maydanoz ve kırmızı pancar izliyor. Listeye lahana, karnabahar ve turpu da mutlaka ilave edin. 

MEYVELER: Bağışıklık sistemine güç veren meyvelerin ilk sırasında portakal-limon-greyfurt-mandalina, yani “turunçgiller takımı” var. Bu listenin yeni yıldızı ise “nar”. Listede muz mutlaka olmalı. Karpuz da yer almalı ama şimdi karpuzun mevsimi değil! Bu listenin uluslararası yıldızları “elderberry” ve “açai” meyveleri bize yabancı. Ayrıca listede elmaya da mutlaka yer açmanızı tavsiye ederim. 

KURUYEMİŞLER VE YAĞLI TOHUMLAR: Bağışıklığı güçlendiren kuruyemişlerin birinci sırasında badem var. Listeye fındık ve cevizi de eklemeniz uygun olur. Ancak kalori yüklü olduklarından dikkatli tüketilmelerinde fayda var. Keten tohumu yağlı tohumlar içinde en güçlü olanı. Nedeni de omega-3'ten zengin yapısı. Onu ayçiçeği çekirdeği izliyor. ıkisini de salatalarınıza veya yoğurdunuza eklemeyi ihmal etmeyin. 

BULGUR: Ucuz ve güçlü bir bağışıklık dostu olarak listenize bulguru da eklemeyi sakın unutmayın. Güçlü bir vitamin (B vitaminleri) ve mineral kaynağı olması ona büyük bir avantaj sağlıyor. 

ÇAY: Yeşil veya geleneksel siyah çay, hangisini içerseniz için ikisi de bağışıklık dostudur. Bu listeye ıhlamur, zencefil ve tarçın çayını da ekleyebilirsiniz. Listeniz daha bir havalı olsun istiyorsanız, ekinezya ve kuşburnu çayını da deneyin! 

İSTİRİDYE: Bizde pek tanınmaz ve bulunmaz, bulunsa da pahalıdır. Bu nedenle az yenir. Ama yine de bağışıklık dostu besinler listesine istiridyeyi eklememek ayıp olur. 

HUZUR: Huzur diye bir besin yok demeyin, tersine huzurun bizi dünyanın en değerli yiyecek-içeceklerinden daha iyi beslediğini aklınızdan hiç çıkarmayın. Müzik nasıl ruhun gıdası ise, bağışıklığın duygusal gıdası da huzurdur. ıyimser, mutlu, keyifli, rahat, gelecekle ilgili iyi beklentileri olan, derdi tasası az, yüzü de içi de gülen insanların bağışıklık sistemleri daha güçlü oluyor. Bu nedenle dünyanın en pahalı besinlerinden biri de olsa paraya kıyın (!) ve ne yapın edin huzuru sofralarınızdan ve hayatınızdan asla eksik etmeyin

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...