kabızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kabızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2011 Cuma

Kabızlık probleminiz mi var?

Kabızlık probleminiz mi var?

Kabızlık birçok nedeni olabilen bir rahatsızlıktır ve birçok hastalığında belirtileri arasındadır. Sağlıklı bireylerin günde bir kez ile haftada en az üç kez dışkılaması kalın bağırsağın işlevini sağlıklı bir biçimde sürdürmeye devam etmesi açısından önemlidir.

Kabızlığın nedenlerine baktığımızda yetersiz posa alımı, az su tüketimi, hareketsizlik, alkol tüketimi, hormon bozukluğu, troid rahatsızlığı, depresyon, tansiyon, demir eksikliği en başta gelmektedir.
Belirtilerin şiddetini azaltmak ve tekrarlanmasını önlemek için yaşam tarzınızı ve beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmenizde fayda var.

Güne 1 bardak ılık limonlu su ile başlayınEğer mide probleminiz ve düşük tansiyonunuz yoksa aç karnına içilen ılık limonlu su sindirime faydalı olacaktır.
Günde 2-2.5 lt. su içinSindirimi hızlandırıcı, barsak hareketlerini kolaylaştırıcı etkisinden dolayı kabızlığı önlemede su tüketimi en önemli faktörlerden biridir. Ama soğuk su içmemeye çalışın.
Öğünlerinizi atlamayın
Düzenli yemek yemek bağırsak hareketlerinin de düzenli çalışmasını sağlamaktadır.
Posadan zengin yiyecekler tüketin
Posa yani lif oranı yüksek yiyeceklere kabızlığın önlenmesinde veya azalmasında faydalıdır ama tüketiminizi yavaş yavaş artırın. Sağlıklı bir insanın günde 25-30gr posa alması gerekmektedir. Ekmek olarak kepekli ekmek, pirinç pilavı ve makarna yerine bulgur pilavı tüketmeye çalışın.
Haftada 2 kez bakliyat tüketin
Kuru fasulye, barbunya, nohut, yeşil mercimeği yemek veya salata olarak az yağlı tüketmeye özen gösterin.
Günde 5 porsiyon sebze, 3 porsiyon meyveSebzelerden patlıcan, bamya, kabak, lahana, semizotu, enginar meyvelerden elma, armut, kayısı, incir ve eriği kabuğuyla tüketmek lif oranını artıracaktır.

Her gün bir kase probiyotik yoğurt yiyin
Bağırsaklarda sindirime yardımcı olan zararlı bakterilerin yanı sıra yararlı bakteriler de bulunmaktadır. Probiyotik yoğurt veya kefir bağırsakların sağlıklı çalışmasına yardımcı olmaktadır. Bir ara öğün olarak 1 kase probiyotik yoğurt veya 1 bardak kefir içmeye çalışın.

Rezene, yeşil çay, papatya ve anason çayı için

Bu dört çayı uygun miktarlarda demleyerek günde 2 fincan içmeye çalışın, sindirimi hızlandırır, kabızlıkla oluşan şişkinliğe faydalıdır.

Uygun miktarda kuruyemiş

Gün içerisinde bir ara öğün olarak 10-15 adet fındık, badem, ceviz, antep fıstığı tüketmek hem alınması gereken lif miktarını artıracak hem de yararlı yağ asitleriyle barsak hareketlerini hızlandıracaktır. Dyt.Ozlem Sert Aydın
Magnezyum etkili bir mineral
Magnezyumdan zengin besinler bağırsak hareketlerini hızlandırır, özellikle ıspanak, marul, kereviz, taze fasulye, salatalık, fındık, badem magnezyum içermektedirler ayrıca hergün içilen 1 adet maden suyunun yine magnezyum içeriğinden dolayı kabızlığa faydası olacaktır.

Fiziksel aktivitenizi artırın
Düzenli spor yapmak kabızlık belirtilerini azaltmaktadır, günde en azından yarım saatlik yürüyüşün bile etkisini göreceksiniz.

Sigara ve alkol tüketmeyin
Nikotin ve alkol bağırsak hareketlerini negatif etkilemektedir. Bırakamıyorsanız en azından azaltmaya çalışın.

Sağlıksız yiyeceklerden uzak durun
Kızartma, hamurişi tarzı yiyeceklerden uzak durun, kola, kahve ve çay tüketiminizi azaltın, şeker ve şekerli yiyeceklerin kabızlığı tetiklediğini unutmayın.

Her gün aynı saatte tuvalete gidinDışkılama hissi gelsin yada gelmesin her gün aynı saatlerde tuvalete gidilmelidir. Vücut fonksiyonları için düzen önemli. Tuvalete çıkma hissi yoksa bile her gün aynı saatlerde tuvalete gidip 10 ile 15 dakika oturmak dışkılama düzenini sağlamak için faydalı olacaktır.

Eğer iki haftadan uzun süredir şiddetli kabızlığınız varsa, yukarıda bahsettiğim unsurlara da dikkat ediyor ve faydalı olmadıysa bir doktora başvurmanızda fayda var.

27 Nisan 2011 Çarşamba

İlaç değil doktor iyi eder

İlaç değil doktor iyi eder




Plasebo ilaçların kronik ağrı, yorgunluk, anksiyete, depresyon gibi sübjektif şikâyetlere iyi geldiği eskiden beri bilinir.
Plasebo etkilerinin optimal olarak değerlendirilebilmesi için hastadan ilacın plasebo (etkisiz) olduğunun saklanması veya içtiği ilacın içinde etkili bir madde olduğunu sanmasının gerekli olduğuna inanılır. Mesela, pratikte hastalara plasebo ilaç verilirken “Bunun yeni çıkan çok etkili bir ilaç olduğu” söylendiğinde tedaviden müspet sonuç alma ihtimalinin oldukça yükseldiği birçok hekim tarafından test edilmiş ve onaylanmış bir olgudur. Bunlar ise hastanın aldatılması, ondan gerçeklerin saklanması, hasta-hekim ilişkilerinin bozulması gibi birçok etik sorunu berberinde getirir.
PLoS ONE isimli tıp dergisinde, bu sorunları aşmak için hastalara kullandıkları ilacın plasebo olduğu söylenerek düzenlenen çok ilginç bir araştırma yayınlandı:
Harvard ve Beth Israel Tıp Merkezleri Hassas Bağırsak Sendromu (HBS) olan 80 hastayı iki gruba ayırarak bir gruba bilgileri dâhilinde plasebo verilirken, diğer gruptakilere hiçbir ilaç verilmedi.
Plasebo verilen hastalara bunların içinde aktif bir madde bulunmadığı ve hap şeklindeki şekerlerden farklı olmadığı ama klinik çalışmalarda bu ilacın HBS belirtilerini akıl-bedenin kendi kendine iyileştirmesi yöntemiyle önemli ölçüde ortadan kaldırdığı kesin bir dille anlatıldı. İlaç şişelerinin üzerine plasebo yazıldı. Hastalara plasebo etkisine inanmamaları da söylenerek onlardan sadece ilaçları içmeleri istendi.
Üç hafta sonra plasebo verilen grupta yer alan hastaların yüzde 59’ u şikâyetlerinde belirgin iyileşme olduğunu ifade ederken, bu oran hiç ilaç almayanlarda yüzde 39’ da kaldı. İyileşme düzeyi de HBS tedavisinde kullanılan ilaçlardan farklı değildi.
Araştırmayı yapan uzmanların vardıkları sonuç şu: HBS, hastaları aldatmadan plasebo verilerek etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Doktorlar, hastalarına HBS ve muhtemelen başka hastalıklarda da bilgilendirilmiş onay ile uyumlu plasebo uygulayarak faydalı olabilirler.
Bu ilginç araştırmadan kendime adıma çok önemli dersler çıkardım:
BİR: Her şeyden önce Hassas Bağırsak Sendromu için hastalık demeye dilim varmıyor: bunu hayat tarzı değişiklikleri ile düzelen bir “rahatsızlık” olarak adlandırmak daha doğru. İlaç endüstrisi ise bırakın hastalığı gelip geçici bir belirtiyi bile ilaçlarla hem de olabildiğince uzun süre –hatta mümkünse ömür boyu- tedavi etme peşinde. HBS, buna çok iyi bir örnek: Öyle bir hastalık düşünün ki hastalar işe yaramayacağını bildikleri bir ilacı içtikleri zaman bile bunların yüzde 70’ inin şikâyetleri tamamen düzelsin!
İKİ: Modern tıp insanları hap içmeye o kadar alıştırmış ki artık pek çok insan ilaç içmezse hastalığının iyi olamayacağını, şikâyetlerinin düzelmeyeceğini sanıyor. Hatta hiçbir hastalığı olmayanlar da yok antioksidandı yok vitamindi yok balıkyağıydı avuç dolusu ilaç içiyor.
Bu araştırmada, insanlara içtikleri hapın içinin boş olduğu söylenmesine rağmen bunları içmeleri ve şikâyetlerinin büyük ölçüde gerilemesi aslında şaşırılacak bir şey değil. Bu, bir açıdan da türlü numaralarla “ilaç içmeden yaşayamaz olmuş” modern zaman insanının hâl-i pür melâlini gösteren bir sonuç olarak da görülebilir.
ÜÇ: Hastalara içtikleri hapta etkili bir madde olmadığı kesin bir şekilde anlatılmasına rağmen ilacın iyi gelmesi bana “İlaç değil doktor iyi eder” sözünü hatırlattı. Tedavi başarısı için hastaların doktorlarıyla karşılıklı sevgi-saygı ilişkisi içinde olmaları çok önemli. Öğrencilerime her zaman doktorun hastasının elini sıkmasının, yanağını okşamanın, ona moral vermesinin, güler yüz göstermesinin birçok ilaçtan daha etkili olduğunu söylerdim.
Modern tıbbın en büyük yanlışlarından biri, hekimliğin bilim olduğu kadar bir sanat olduğu gerçeğini görmezden gelmesidir. Dr. Enver Göncüoğlu’ndan duyduğum “Yazdığı ilaca plasebo etkiyi de ilave edebilmek hekimliğin sanat kısmıdır.”  sözünü her doktor şiar edinmeli.
Bu araştırmadan çıkan sonuçta, hastaların kendilerine açık sözlü davranan hekimlerine duydukları güvenin çok etkili olduğunu düşünüyorum.

HBS nedir?Hassas Bağırsak Sendromu, karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ve kabızlığa yol açan bir kalın bağırsak rahatsızlığıdır. Belirtiler bazı hastaları çok rahatsız ediyor olsa da, kalıcı hasar bırakmaz. HBS’ nin sebebi belli değildir ve özel bir laboratuar bulgusu da yoktur. Teşhis diğer kalın bağırsak hastalıkları ekarte edilerek konur. Hastaların çoğunun şikâyetleri hayat tarzı düzenlemeleri (diyet, stresten uzak kalma, vb) ile yoluna girer.




Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
ahmetrasimk@mynet.com
KAYNAK


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...