karın ağrısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karın ağrısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2011 Çarşamba

İlaç değil doktor iyi eder

İlaç değil doktor iyi eder




Plasebo ilaçların kronik ağrı, yorgunluk, anksiyete, depresyon gibi sübjektif şikâyetlere iyi geldiği eskiden beri bilinir.
Plasebo etkilerinin optimal olarak değerlendirilebilmesi için hastadan ilacın plasebo (etkisiz) olduğunun saklanması veya içtiği ilacın içinde etkili bir madde olduğunu sanmasının gerekli olduğuna inanılır. Mesela, pratikte hastalara plasebo ilaç verilirken “Bunun yeni çıkan çok etkili bir ilaç olduğu” söylendiğinde tedaviden müspet sonuç alma ihtimalinin oldukça yükseldiği birçok hekim tarafından test edilmiş ve onaylanmış bir olgudur. Bunlar ise hastanın aldatılması, ondan gerçeklerin saklanması, hasta-hekim ilişkilerinin bozulması gibi birçok etik sorunu berberinde getirir.
PLoS ONE isimli tıp dergisinde, bu sorunları aşmak için hastalara kullandıkları ilacın plasebo olduğu söylenerek düzenlenen çok ilginç bir araştırma yayınlandı:
Harvard ve Beth Israel Tıp Merkezleri Hassas Bağırsak Sendromu (HBS) olan 80 hastayı iki gruba ayırarak bir gruba bilgileri dâhilinde plasebo verilirken, diğer gruptakilere hiçbir ilaç verilmedi.
Plasebo verilen hastalara bunların içinde aktif bir madde bulunmadığı ve hap şeklindeki şekerlerden farklı olmadığı ama klinik çalışmalarda bu ilacın HBS belirtilerini akıl-bedenin kendi kendine iyileştirmesi yöntemiyle önemli ölçüde ortadan kaldırdığı kesin bir dille anlatıldı. İlaç şişelerinin üzerine plasebo yazıldı. Hastalara plasebo etkisine inanmamaları da söylenerek onlardan sadece ilaçları içmeleri istendi.
Üç hafta sonra plasebo verilen grupta yer alan hastaların yüzde 59’ u şikâyetlerinde belirgin iyileşme olduğunu ifade ederken, bu oran hiç ilaç almayanlarda yüzde 39’ da kaldı. İyileşme düzeyi de HBS tedavisinde kullanılan ilaçlardan farklı değildi.
Araştırmayı yapan uzmanların vardıkları sonuç şu: HBS, hastaları aldatmadan plasebo verilerek etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Doktorlar, hastalarına HBS ve muhtemelen başka hastalıklarda da bilgilendirilmiş onay ile uyumlu plasebo uygulayarak faydalı olabilirler.
Bu ilginç araştırmadan kendime adıma çok önemli dersler çıkardım:
BİR: Her şeyden önce Hassas Bağırsak Sendromu için hastalık demeye dilim varmıyor: bunu hayat tarzı değişiklikleri ile düzelen bir “rahatsızlık” olarak adlandırmak daha doğru. İlaç endüstrisi ise bırakın hastalığı gelip geçici bir belirtiyi bile ilaçlarla hem de olabildiğince uzun süre –hatta mümkünse ömür boyu- tedavi etme peşinde. HBS, buna çok iyi bir örnek: Öyle bir hastalık düşünün ki hastalar işe yaramayacağını bildikleri bir ilacı içtikleri zaman bile bunların yüzde 70’ inin şikâyetleri tamamen düzelsin!
İKİ: Modern tıp insanları hap içmeye o kadar alıştırmış ki artık pek çok insan ilaç içmezse hastalığının iyi olamayacağını, şikâyetlerinin düzelmeyeceğini sanıyor. Hatta hiçbir hastalığı olmayanlar da yok antioksidandı yok vitamindi yok balıkyağıydı avuç dolusu ilaç içiyor.
Bu araştırmada, insanlara içtikleri hapın içinin boş olduğu söylenmesine rağmen bunları içmeleri ve şikâyetlerinin büyük ölçüde gerilemesi aslında şaşırılacak bir şey değil. Bu, bir açıdan da türlü numaralarla “ilaç içmeden yaşayamaz olmuş” modern zaman insanının hâl-i pür melâlini gösteren bir sonuç olarak da görülebilir.
ÜÇ: Hastalara içtikleri hapta etkili bir madde olmadığı kesin bir şekilde anlatılmasına rağmen ilacın iyi gelmesi bana “İlaç değil doktor iyi eder” sözünü hatırlattı. Tedavi başarısı için hastaların doktorlarıyla karşılıklı sevgi-saygı ilişkisi içinde olmaları çok önemli. Öğrencilerime her zaman doktorun hastasının elini sıkmasının, yanağını okşamanın, ona moral vermesinin, güler yüz göstermesinin birçok ilaçtan daha etkili olduğunu söylerdim.
Modern tıbbın en büyük yanlışlarından biri, hekimliğin bilim olduğu kadar bir sanat olduğu gerçeğini görmezden gelmesidir. Dr. Enver Göncüoğlu’ndan duyduğum “Yazdığı ilaca plasebo etkiyi de ilave edebilmek hekimliğin sanat kısmıdır.”  sözünü her doktor şiar edinmeli.
Bu araştırmadan çıkan sonuçta, hastaların kendilerine açık sözlü davranan hekimlerine duydukları güvenin çok etkili olduğunu düşünüyorum.

HBS nedir?Hassas Bağırsak Sendromu, karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ve kabızlığa yol açan bir kalın bağırsak rahatsızlığıdır. Belirtiler bazı hastaları çok rahatsız ediyor olsa da, kalıcı hasar bırakmaz. HBS’ nin sebebi belli değildir ve özel bir laboratuar bulgusu da yoktur. Teşhis diğer kalın bağırsak hastalıkları ekarte edilerek konur. Hastaların çoğunun şikâyetleri hayat tarzı düzenlemeleri (diyet, stresten uzak kalma, vb) ile yoluna girer.




Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
ahmetrasimk@mynet.com
KAYNAK


1 Ocak 2011 Cumartesi

KADINLARDA GEÇMEYEN KARIN AĞRILARI

KADINLARDA GEÇMEYEN KARIN AĞRILARI

KADINLARDA PELVİK AĞRILARI

Kadınların büyük bölümünün hayatını karartan, göbek altındaki bölgede uzun süre geçmeyen ''pelvik ağrı''nın tedavisinde, yeni yaklaşımlardan biri olan ''Luna Yöntemi'' ile ''yüz güldürücü'' sonuçlar alındığı bildirildi.
Pelvik Ağrılar ve Çözümü
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil
, basit gibi görülen ağrıların kimi zaman son derece kompleks olabildiğini ve tedavilerinde güçlük çekilebildiğini söyledi.
Kadınların çok büyük bölümünde, göbek altındaki bölgede görülen ve uzun süre geçmeyen ''pelvik ağrı''nın da bu tür ağrılardan olduğunu kaydeden İtil, bunun hem yakınması olan kadınları, hem de pelvik ağrıyı tedavi etmeye çalışan hekimleri son derece yorduğunu anlattı.
Pelvik ağrı gibi geçmeyen ağrıların şiddetinin ve süresinin değiştiğini ifade eden İtil, şunlara dikkati çekti:
''Kronik pelvik ağrı, tedavi gerektiren ve fonksiyonel yetersizliğe neden olan, en az 6 ay süren göbek altındaki ağrıdır. Kadın hastalıkları hekimlerine başvuruların yüzde 10'u bu nedenledir. Bu ağrının jinekolojik, ürolojik, gastrointestinal (bağırsak sistemi), kas ve iskelet sisteminden kaynaklanan ya da sinirsel nedenleri olabilir. Bu hastalıklarla ilgili ayırıcı tanı gerekir. Hastalığın nedenlerini araştırırken bu branşlardan destek alınmalıdır.''
Daha çok sağ veya sol kasık bölgesi, göbek altı ve karnın iç kısımlarında hissedilen pelvik ağrının, 18-50 yaş arasındaki kadınlarda yüzde 14-25 oranında görüldüğünü bildiren İtil, hastaların yüzde 35'inde herhangi bir bulguya rastlanmadığını, yüzde 33'ünün endometriyozis, yüzde 24'ünün ise yapışıklıklardan kaynaklandığının saptandığını bildirdi.
Kronik pelvik ağrısı olan hastaların yüzde 53'ünün ağrı kesiciye ihtiyaç duyduğunu, yüzde 50'sinin doktorun ilgi ve tedavisinden tatmin olmadığını, yüzde 43'ünde hayat kalitesinin düştüğünü, yüzde 35'inin ise psikolojisinin bozulduğunu ifade eden İtil, ''Pelvik ağrı, kadınların cinsel yaşamını da olumsuz etkiler'' dedi.

YENİ TEDAVİ YÜZ GÜLDÜRÜYOR
Pelvik ağrının tedavisinde çeşitli ilaçların, ağrı kesicilerin kullanıldığını, hatta akupunkturun bile denendiğini anlatan İtil, ''Şimdilerde ise bu ağrının tedavisinde 'LUNA' adı verilen yöntem uygulanıyor'' diye konuştu.
Tedavide yüz güldürücü sonuçlar alınan yöntemin Antalya'da bugün başlayan ve 23 Mayısa kadar devam edecek Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği'nin 8'inci Ulusal Kongresi'nde de daha geniş yönleriyle ele alınacağını açıklayan İtil, bu yöntemle ilgili gelişmelerin Türk hekimlerine aktarılacağını bildirdi.
İtil, ''Rahme uzanan sinirler kesilerek yapılan LUNA tedavisiyle hastalar sabah ameliyat olup akşam evlerine gidebiliyor, bir hafta sonra da normal yaşantılarına dönebiliyor. Tedavi, uygulayıcı hekimlerin artmasıyla daha geniş bir kesimde uygulanabilir'' ifadesini kullandı.
Pelvik ağrıya neden olan herhangi bir bulguya rastlanmayan hastalarda, ''Laparoskopik Uterosakral Nevre-Sinir-Ablasyonu'' denilen yöntemle rahme uzanan sinirlerin laparoskopi yoluyla kesildiğini belirten İtil, ''Bu yöntemle ağrı yüzde 80 azalırken hastalarımız artık ağrısız adet görüyor, seksüel yaşamları da düzeliyor'' şeklinde konuştu.

Prof.Dr. İsmail Mete İtilProf.Dr. İsmail Mete İtilTürk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı
Muayenehane Adresi: Şair Eşref Bulvarı No:49 Moralı Apt. Kat: 3 D: 5 Alsancak İzmir
İletişim Telefonları: 0 232 4646142-43
E-Posta : ismail.mete.itil@ege.edu.tr
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...